Türkiye, son 20 yıldır kazanımlarını kaybetmeye başladı. Dünyanın en büyük ekonomisi olma hedefine doğru ilerleyen Türkiye, artık gelişmiş ülkeler sınıfından geri kalmış ülkeler sınıfına doğru düşmeye başladı.

Takvim yaprakları 2002’yi gösteriyordu. Halk, çektiği sefaleti, yaşadığı yoksulluğu ve işsizliği, yaşanan yolsuzlukları ve yasakları taşıyamadı artık.

Recep Tayyip Erdoğan’ın “Biz yola çıkarken 3Y ile mücadele dedik: Yoksulluk, Yolsuzluk ve Yasaklar” şeklinde söylemi, halkın taşıyamadığı yükleri üzerinden atma hedefiydi.

Halk, AK Parti’ye ve Recep Tayyip Erdoğan’a güvendi, inandı, destekledi 20 yıl boyunca…

Türkiye’yi son 20 yıldır yöneten iktidar, halka ne verdi unutmamak lazım. Ekonomik krizler aşıldı, halk ev araba sahibi olmaya başladı, cep telefonsuz kalmadı, her eve internet bilgisayar girdi. Türkiye bir uçtan bir uca yollarla bağlandı. Halkın refah ve yaşam standardı yükseldi.

AK Parti Hükümetlerinin çıraklık, kalfalık ve ustalık dönemleri olarak tanımlanan dönemler, o günün şart ve imkanları doğrultusunda değerlendirilince ne olduysa ustalık döneminde oldu.

Acemi bir şoför ile usta bir şoförün yapacağı kazanın zararı aynı olmaz tabii ki. Acemi şoförün kazasında en fazla tampon hasar görür, kaldırıma çarptığı teker zarar görür. Allah muhafaza usta şoförün yapacağı kazalarda genellikle sonuç ya araç pert olmuştur ya da ölümle sonuçlanmıştır.

İktidarın ve muktedirlerin en fazla verimli olması gereken dönem aslında ustalık dönemi olması gerekirken ne olduysa Türkiye, AK Parti’nin ustalık döneminde metal bir yorgunluğa, güç boğulmasına, saltanata, kanun tanımazlığa, halktan kopukluğa, dış etkenlerden gelen darbelere maruz kaldı. 

Dinimiz gereği yapılan yardımlarda veren al ile alan elin birbirinden habersiz olmasına dikkat edilir. Konu devlet idaresi olunca alan el de veren el de bellidir.

Eleştiriye, yaygara koparmaya, kriz tellallığı yapmaya, eleştirmeye gerek yok zannımca. Halka veren iktidar oldu, alan da iktidar oldu.

Halkın evi yoktu ev sahibi yaptı. İktidar veren, halk alan el oldu. Şimdi o evlerin ya taksitleri ödenemiyor ya da ihtiyaçlarını gidermek için ipotek ettiriliyor veya satılıp zaruri ihtiyaçlara harcanıyor. Veren iktidar, verdiğini geri alıyor.

Halkın arabası yoktu araba sahibi yaptı. İktidar veren, halk alan el oldu. Şimdi o arabalar garaja çekildi. Halkın akaryakıt alacak gücü kalmayınca arabasına binemez hale geldi. Halka araba veren iktidar, halkı arabasına binemez hale gelmesine sebep olan ekonomik politikalarla arabanın anahtarını geri aldı. Veren iktidar, verdiğini geri alıyor.

Halkın evinde normal telefon yokken cep telefonu sahibi yaptı. İktidar veren, halk alan el oldu. Şimdi o cep telefonlarının markası değişti, Iphone alamaz oldu. Cep telefonunun internetini, konuşma süresini minimuma indirdi. Akıllı telefon yerine tuşlu telefonlar moda oldu. Veren iktidar, verdiğini geri alıyor.

Halkın otobüse binecek parası yokken uçak bileti verdi. İktidar veren, halk alan el oldu. Şimdi o uçak bileti uçtu gitti. Halk uçağa binemez oldu artan fiyatlar ve alım gücünün düşmesinden dolayı. Sılairahim yapmak isteyen artık değil arabasıyla otobüs veya uçakla da gidemez oldu. Veren iktidar, verdiğini geri alıyor.

Demem o ki:

AK Parti, 20 yıldır ülkeye kazandırdıklarını bir bir harcamaya başladı. Halkın verdiği oyun karşılığındaki kazanımları geri almaya başladı. İktidar verdiklerini geri alıyor, halk da verdiği oyu geri alır.

Temennim odur ki:

İktidar, seçimden önce halkın elinden aldıklarını geri vermesidir. Halkın yeniden arabasına binmesini, ev sahibi olmasını, telefonunu gönül rahatlığıyla kullanmasını, uçak bileti alacak ekonomik güce kavuşmasını tekrar sağlanmasıdır. Seçime henüz zaman var ve geri alınanların tekrar iadesi mümkündür.