Vefatının 29. yılında Türk siyasetinin değişim yüzü 8.Cumhurbaşkanımız Turgut Özal’ı saygı ve rahmetle anıyorum.

Türkiye'nin tekrar demokrasi arayışına girdiği günlerde, ülkeyi birlik ve beraberlik içine sokmak gerekiyordu.

Korku iklimi hakimdi ve toplum ayrışmıştı.

Önce gençler birbirini kırmış daha sonra da asker gelip gençleri kırmıştı.

Dönemin vehametini şu sözle hatırlayalım.

"Ayrım yapmadık,bir sağdan bir soldan astık."

Böylesi bir dönemde tek bir ideoloji ya da tek bir etnik siyasetle halkın kaynaşması mümkündü.

Bunu gören Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal  1983'te "4 Eğilim" diye tanımlayacağı Anavatan Partisi kadrosunu oluşturdu.

Kadro Türkiye'de kendini Demokratik Sol, Liberal Sağ, Milliyetçi Sağ ve İslami Sağ diye tanımlayanlardan oluşuyordu.

Kendini merkez diye tanımlayan bu dört eğilim yaklaşımı merkezde kalabildi mi?

Başlangıçta merkezde kalmayı başarıyor gibi gözükse de eski siyasilerin sahaya dönüşüyle işler yön değiştirmeye başladı.

B376D518-5200-4397-8A4E-5302E715F2BF

Ancak farklı görüşlerin bir arada ilerlemesi günümüze göre daha kolaydı ve Merhum Özal süreci yönetmekte daha kıvraktı.

1983 yılında haber alma, fikirlerin teşkilatlar arasında paylaşımı, rahatsızlıkların taşradan merkeze, merkezden taşraya ulaşması günler alıyordu ve belkide bu işi kolaylaştırıyordu.

Ankara'nın aldığı bir kararı Edirne ya da Erzurum 3 gün sonra öğreniyor, ilçelerin 1 hafta sonra haberi oluyordu.

Yapılan bir gazete haberini duymak günler, haftalar hatta aylar alıyordu. Bu nedenlede aslında şeffaflık ya da grilik çokta anlaşılmıyordu.

1991 yılına kadar bu oluşumu yönetebilmenin en büyük nedeni fikirlerin, itirazların, eleştirilerin ya da karşı çıkışların önce buzdolabında soğuması ve sonra muhattabına ulaşmasıydı.

Günümüzde bu süreci yönetmek bu kadar kolay mı?

ANAP sonrası benzer iki siyasi parti kuruldu.

AK Parti kuruluş kadrosuna baktığımızda merkezde yer alan ve farklı eğilimlerin dahil olduğu bir kadro görüyoruz.

Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül ve Bülent Arınç, hızlı bir şekilde bu kadroları oluşturdu, geldikleri siyasi geleneğin alt yapısınıda kullanarak minumum yol kazalarıyla iktidara taşımayı başardılar AK Parti'yi.

Yıl 2002 ve haber alma daha hızlı hale gelmişti. İşler 1983 gibi rahat yürümüyordu. 

Bu süreçte Erdoğan zorlansa da demokratik çizgiyi korumaya çalıştı ama haber yayılım yavaşlığının avantajını da sonuna kadar kullandı.

Ama haber yayılımının teknolojinin gelişimiyle önüne geçilemiyordu takdir  edersiniz..

Ama iletişim ekibi ile süreci lehinde tutmayı başardı AK Parti lideri ve halen 20 yıllık iktidarını devam ettiriyor.

Medyada gücü sınırsız, sosyal medyada etkili ekipleri var ve yazılı basın kontrol altında.

Başarılı ya da başarısız... Orası ayrı bir konu.

Takvim 2020 Mart ayını gösterdiğinde yeni  bir benzer siyasi parti çıktı sahaya.

Ali Babacan öncülüğünde kurulan DEVA Partisi.

DEVA Partisi kendini merkezde tanımlıyordu ve alışılagelmiş siyasi klişe tanımlamalarla tanımlanamayacağını söylüyordu.

Ama sanki Babacan'ın işi Özal ya da Erdoğan gibi kolay değildi.

Kurucu kadrosunda yer aldığı, 18 yıl içinde bulunduğu 13 yıl kesintisiz bakanlık yaptığı ve halen iktidarda olan partisinden ayrılmış ve muhalefete geçmişti.

90 kişilik kadrosuna baktığımızda ise önceki siyasi partilerden farklı!

Sorgulayan, merak eden, atıl kalmayı değersizlik kabul eden, siyasi organizasyonlarda yer almamış ama bulundukları organizasyonlarda başarılarını kanıtlamış, bilgilendirilmek isteyen ve teknoloji ile barışık bir kadro görüyoruz.

Bir de yıl ne 1983 ne de 2002...

Yıl 2022 ve haberler, itirazlar, başkaldırılar saniyeler içinde yayılıyor.

Ve bir zorlukta yüzde 51 oyu olan bir siyasi partiden ayrıldı ve başarıya ulaşması için o çoğunluğun oyuna ihtiyaç duyuyor.

Ama yola çıkarken Kurucu ortaklarıyla aldığı bir karar da var ortada.

Her kesimi temsil edecekler ve yüzde 50'si siyaset yapmamış kalan yüzde 50'nin ise üçte biri geçmeyen aynı ideolijiden gelmiş eski siyasetçi olma kararı.

Ali Babacan burada zorlanacak gibi duruyor.

Bir kaç tuşla kimin ne geçmişi var görmek öğrenmek mümkün. Dijital Partiyiz çıkışı yaptı ama dijitalleşme aynı zamanda Babacan'ın önünde bir zorluk.

Anavatan Partisi ile Adalet ve Kalkınma Partisi yaklaşık sürelerde iktidarda kaldı ve dört eğilim ANAP ta daha uzun AK Parti de daha kısa sürdü.

Şimdiden dört eğilimden sapmaya başlayan Demokrasi ve Atılım Partisi bakalım çizgisini koruyabilecek mi?

Türkiye'nin ve demokrasinin kazanması temennisiyle. Merhum Turgut ÖZAL'ı tekrar saygı ve rahmetle anıyorum.

Mekanı cennet olsun.