Sofralarımızın ve dünya sofralarının vazgeçilemez bir gıda kaynağıdır. Günümüzde domatessiz bir mutfak düşünmek imkânsız hale gelmiştir. Artık yaz mevsimini bile beklemeden 12 ay boyunca neredeyse bütün yemeklerde tükettiğimiz domatesin anavatanı Güney ve Orta Amerika’dır.

1550 yıllarında Avrupa’ya taşınmış, 17. yüzyılın sonunda Osmanlı topraklarına ulaşmış ancak, mutfağımıza ise 18. yüzyılın sonunda girmiştir. Büyük çapta üretimi 1. Dünya Savaşı sonrası Adana ve Trakya’da başlamış, zamanla tüm yurda yayılmıştır.

Teknik bilgilerle siz okuyucularımızı sıkmak gibi bir amacım yoktur. Gözlerinizi kapatarak biraz düşünün lütfen. Tükettiğimiz yemeklerin içinde domatesin (özellikle salça) karıştırılmadığı yemek var mı? İnsanoğlu bu alışkanlığını yok sayabilir mi? Bu ve bunun gibi sorulara muhatap olunduğu takdirde, domatesin vazgeçilmez önemi ortaya çıkıyor. Bu sebeple teknik detayların önemsenmesi gerekiyor.

Domates, stratejik bir üründür. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün (FAO) verilerine göre 2020 yılı içinde dünya genelinde üretilen domates miktarı 186,5 milyon tonu aştı. Bugün, dünya üzerindeki 5,5 milyon hektar domates ekim alanında, yaklaşık 200 milyon ton domates üretimi yapılmaktadır. Dünyanın önde gelen domates üretici ülkesi Çin, 61,5 milyon ton üretim ile dünyadaki domates üretiminin %33’nü tek başına gerçekleştirmektedir.

Türkiye 12 milyon ton üretimle dünya sıralamasında ABD’nin önünde 3. sıradayken, üretim eksikliğinden dolayı, 2021 yılında bu sırasını kaybederek 4. sıraya düşmüştür.

domates üretim

 

Ülkemiz, son yıllarda domates üretiminde bir durağanlık yaşamaktadır. Bu tablodan çıkartılacak en önemli sonuç, çevremizdeki ülkelerin domates üretimine önem verdiklerini ve bu işi ciddiye aldıkları görülmektedir. Bakanlık yetkililerinin bu konuyu çok ciddiye almaları gerektiğini düşünüyorum. Tablodaki aşağıya doğru gidiş durdurulmalıdır. En yakın takipçilerimiz, Mısır, İran İtalya ve İspanya’nın özellikle de İran’ın yükselişi bizi sıkıntıya sokabilir. Sınırlardan girecek ucuz domates, iç piyasayı ve dolaylı olarak da üreticiyi olumsuz etkileyecektir. Bu durum tablodaki aşağı gidişi hızlandıracaktır.

Türkiye iç piyasa ve ihracat için domates üretimini artırmalıdır. Bakanlık, bunun için radikal tedbirler almak zorundadır. Ehliyetli ve liyakatli personelle yeniden bir durum tespiti yapmalıdır.  Üniversiteler ve Araştırma Enstitüleri çalışmaya dahil edilmeli ve ülke şartlarına göre yeni üretim programları hayata geçirilmelidir. Birim alandan alınan verimin yükseltilmesi için tedbirler alınmalıdır. Destekleme politikası dünya standartlarına göre yeniden belirlenmeli ve ciddi bir şekilde uygulanmalıdır. Yüzde yüz yerli ve milli şirketler desteklenerek tohum ve fidede dışa bağımlılık azaltılmalıdır. Sektördeki aracılar ortadan kaldırılmalı ve Üretici Birlikleri aracılığı ile pazarlama yapılmalıdır.

Türkiye bu tedbirleri acilen almalıdır. Yoksa; buğdayda olduğu gibi, domateste de ihracatçı durumundan ithalatçı duruma düşmemiz an meselesidir.