İnsanlık tarihiyle başladı iz sürme. Önce evlatlarının izini takip etti insanlık daha sonrada onların karnını doyurmak için ava çıktı hayvanların izini sürdü.

Tarihte her toplumun meşhur iz sürücüleri oldu. Kaçan mahkumu kovalayan ekibin başında, hicret eden bir peygamberin arkasında ya da vahşi batıda ödül avcıları olarak duyduk onları. Bırakılan en ufak izden yönlerini belirler ve hedeflerini kalıntılardan takip ederlerdi.

En iyi olanlar, gizli ve gölge gibi iz sürenleri hiç duymadık ve konuşmadık.

Son dönemlerde şiddet olayları arttı, daha önce yaptıkları işlerden dolayı saygınlıkla anılan meslek erbabları istek parça çalmadığı için bir sanatçıyı döverek öldürdü.

Bir bar girişinde güvenlikten sorumlu görevliler bütün geçmiş hırsını alırcasına bir kadını sopayla hastanelik ederken iki adamı öldü diye bıraktı.

Bir hakim 12 yıl karısına şiddet uyguluyor ve bilinmesine rağmen kimse dur demiyor ve neticede o da dün karısını öldürdü ve adaletten sorumlu bir kurum ise taziye metni yayınladı katil için.

Silahın itibar olduğu, siyah takım elbisenin güç verdiği ve cinayetlerin sadece üçüncü sayfa haberi haline geldiği bir topluma çok hızlı dönüştük.

Birileri birilerinin izinden gidiyorcasına ardarda cinayet haberleri geldi ve sosyal medyada onlarca farklı vaka görüyoruz.

Paralı İz sürücüler dönemlerinde meşhur isimler olurken birde gizli kalmayı başaran ama iz sürmede hiçbir yetişkin yeteneğin eline su dökemeyeceği "İz sürerek büyüyen çocuklarımız" var.

Çocuklarımız en iyi iz sürücüler ve en iyi taklit ustaları. Biz hangi yoldan gidersek onlar da gizli birer gölge oluyor ve ardımızdan geliyorlar. 

Bir kaç yıl önce şahit olduğum bir olayda tam anlamıyla mükemmel bir iz sürücünün hikayesiydi.

Çocuk parkının yakınlarında arabayı parkettim ve kenarda oynayan çocukların arasından geçiyordum. 7-8 yaşlarında bir erkek çocuk, akranı bir kız çocuğunun saçını eline dolamıştı ve vuruyordu. Ben daha "noluyor" demeden güvenlik görevlisi koştu ve "noluyor" diyerek kız çocuğunu diğerinin elinden aldı. 

"Napıyorsun sen?" diyerek bağırdı.

"Sana ne sevgilicilik oynuyoruz biz ve o benim karım!" dedi.

Şok olmuştum. 

Güvenlik görevlisi arkadaş," Polis çağırayım da gör sen!" diyince, çocuğun verdiği cevap hem kan donduran hem de "Nereye gidiyoruz?" sorusunu  sorduran cinstendi.

"Çağırırsan çağır, babam annemi döverken kaç kere çağırdılar, hiçbir şey olmadı." gibi bir cevap verdi.

Gizli ve bir o kadar başarılı olan iz sürücü adım adım sürmüştü izi ve her aşamasını kopyalayıp kendi hayatına yapıştırmıştı. Sosyal medya ile iç içe yaşayan bir genç nesilimiz var. Çoğu şiddet karşıtı ve huzurdan yana ve hümanist.

Ancak birde gölge olup takip eden ve gelişme çağında olan evlatlarımız var ve onlar birer taklit ustası.Biz ne yaparsak onlarda onu gelecek yaşam tarzlarına alıyor.

Bu konu yoruma açık ve farklı görüşler tabiki var.

Kimi dizi ve filmlerden etkileniyor derken, bazıları yaratılıştan gelen kişisel özellik diyor.

Bir gurup ise devletlerin yöneticilerine bağlıyor toplumsal şiddet eğilimini ve aslında hepsi kendine göre haklı.

Biz izden gidip çocukluğunda yaşadıklarını topluma yansıtanlar olacak. Kendisi bunu kabul edip gerekli terapiyi alıp tedavi olmadıkça şiddet için birilerine iz olmaya devam edecek.

Şiddet içinde, şiddetle büyüyen bir çocuktan merhamet duygusunu, dingin bir yaşam arayışını, ayrıştırmayan birleştirici bir ortam organizasyonunu ve iyi bir örnek olmasını bekleyemezsiniz.

Herkes için bir neden var! Ama bu nedenlerin önüne geçmek içinde doğru iz bırakmamız için çoook büyük ve izimizde büyüyen nedenler var.

Ben ise bu nedenlere "Biz ne iz bırakırsak onlarda takip ediyor!" diyorum.

İzimizdeler aman dikkat!