Dünya’nın oluşumundan bir maddenin hareketine kadar her açıdan ihtiyacımız vardı enerjiye ve hala var.

O büyük bir ihtiyaç ve o zaman sömürülmemeli!

Enerji olmadan olmuyor işte...

Teknolojik cihazlarla iç içe yaşadığımız şu çağda enerji diyince aklımıza ilk gelen elektrik enerjisi oluyor. 

Ama hayatın her aşamasında ihtiyaç duyulan bu tanımı bir kalıba sığdırmakta zor.

Aslında  "iş yapabilme kapasitesinin" adıdır enerji.

Saf enerji vardır ki bir müdahaleye ihtiyaç duymadan evrenin enerjisini sağlar. Biz yinede evrenin enerjisi ile beslenelim ama kendi enerjimizede sahip çıkalım dünyayı güzel kılacak saflıkta.

İnsanda enerjiyi açığa çıkaran en büyük etki ise hayallerdir, umutlardır, inançtır.... O hayal ve umutlar potansiyel enerji olarak bekler içerde.

Hayallerin şarjı bitti ama prize takmaya bile yetecek kadar enerjimiz mi kalmadı?

Kinetik enerjiye ihtiyaç var ki o potansiyelle birleştirelim ve harekete geçirelim.

Kuyuda su var biliyoruz ve tulumbayı kuruyoruz ilk suyunu koyuyoruz ve başlıyoruz tulumbayı hareket ettirmeye.

İşte hareketten itibaren başlıyor mekanik enerjinin yüzümüzü güldüreceği an...

Ama çok sıkıcı oldu galiba bu örnek, okurken  telefonumuzun ya da bilgisayarımızın enerjisi azalacak ve şarja ihtiyaç duyacağız. :))

Elektrik enerjisinin, dolayısıyla prizin önemi büyük hayatımızda! 

Bir mekana girdiğimizde ferahlık ya da manzara değil prizler oldu kriterimiz, masa seçerken dahi.....

Oturmuşuz prizli masaya, mutluluğumuzun enerjisinin elektiriği kesik priz ile yok olmasını istemeyiz ve masa değiştirmeyi de gereksiz buluruz.

O zaman oraya gelen enerjinin 220Volt standardını sağlayan ve kesilmemiş olması tek tercih, tek dua ya da tek temennimiz olacaktır.

Ana kaynaktan çıkan enerjinin nakil esnasında kayba uğraması çok doğal ama yok oluyorsa nakil hatlarında sıkıntı büyük.

Şayet nakil hattı bu kadar büyük kayıp veriyorsa onarılması imkansızdır. Değişmeli o kayba sebebiyet veren trafo dağıtım hatları.

Düşünün prize gelen enerjiyi bu kadar dert ediyoruz ve istemiyoruz en ufak şarj sorunu yaşamak.

Hayallerimizin, umutlarımızın, yaşamımızın enerjisini düşürenlere niye tahammül edelim....

Biz bu diyardan gitmeyeceğimize göre gönderelim şu enerji emicileri ve kurtulalım mıymıy hayatın kaynaklarından, enerjik yaşayalım.

Katlanmayalım tulumbanın ilk suyunu koyanın emeğini yok edenlere de kuyudan çıkacak suyu israf edenlere de.

Hayallerimiz o kuyuda ve hayat dolu. Sadece biraz enerji biraz çaba ile çıkaralım o suyu ve aksın çörtenden umut yeşerterek ve özgürce.

Çörtenden insanlık, oluktan hayvanlar ve arktan da beslensin bitkiler, canlansın yeniden tabiatımız.

Kalın sağlıcakla, su gibi berrak su gibi aziz olun.