Bir sürü engerek yılanı çıktı piyasaya. Yalancı şeyhler türedi birden bire ve başka bir sürü provokatör üst üste piyasaya sürülmeye başlandı. Bu sayede de inançlı insanları karalamaya başladılar. 

Tanklar yürüdü Sincan’da. 
Çevik Bir başta olmak üzere asker hareketlendi. 

Ekonomi iyi gidiyordu da kimin umrunda?

İslamcılar dediler, şeriatçılar dediler. 
50 bin tane aşağılayıcı haber filan derken pat diye 
28 Şubat 1997 tarihinde MGK toplantısında irticai hareketlere son verin gibi bir ültimatom yedi hükümet. 

Kararlar imzalandı dendi, imzalanmadı dendi filan... 

Hükümet daha fazla baskıya dayanamadı. 1997 Haziran ayında istifa etmek zorunda kaldı hükümet. 

Ardından Mesut Yılmaz ANAP liderliğinde DSP ve DTP ile birlikte AnaSolD koalisyon-azınlık- hükümetini kurdu. 

Hükümeti Baykal(CHP) dışarıdan destekliyordu. Zoraki bir hükümetti. 

Çok fazla dayanamadı hükümet. Ekonomi kötü, ortalık karışık... 

Baykal ve Yılmaz oturdu anlaştı ve 2000 yılında yapılması gereken seçimleri erkene aldılar. 

18 Nisan 1999 tarihinde yerel seçimlerle birleştirilen genel seçimler sonucu bambaşka bir tablo çıktı meydana. 

Seçimlere giden yolu Türkbank skandalı diye ortaya çıkan banka hüpletme operasyonu açmıştı.
Mecliste gensoru verildi ve hükümet düştü. 

Bu arada 21 Mayıs 1997 tarihinde dönemin yargıtay başsavcısı Vural Savaş Refah Partisi’ni laikliğe aykırı ve irticanın merkezi olarak tanımlayarak partiye kapatma davası açtı. Necmettin Erbakan, Şevket Kazan, Ahmet Tekdal, Şevki Yılmaz, Hasan Hüseyin Ceylan ve İbrahim Halil Çelik 5 yıl siyasi yasaklı oldu ve Refah Partisi Anayasa Mahkemesi kararıyla 16 Ocak 1998 tarihinde kapatıldı. 
Partinin politbürosunun mühim adamı Oğuzhan Asiltürk’e ise hiç bir şey olmadı. 

Partinin kapatılmasına kesin gözüyle bakan RP kanadı 
İsmail Alptekin’in başkanlığında 17 Aralık 1997 tarihinde Fazilet Partisi’ni (FP) kurdular. 

AnasolD hükümetinin bir maliye bakanı vardı, Zekeriya Temizel. 

AnasolD Hükümeti kuruldu, 1 ay sonra, o dönem mücahitlerin çoğunlukta olduğu bir sivil toplum kuruluşuna (MÜSİAD) üye olan iki şirketimize birden Maliye ve SSK müfettişleri baskınlar yaptılar. 

Ben, babam ve kardeşim İstanbul defterdarlığına gittiğimizde Ankara’dan gelen iki maliye üst düzey görevlisiyle önce yumuşak sonra sert geçen bir görüşmemiz oldu. 

Bir süre sonra öyle bir ceza kestiler ki bize bütün servetimizi, malımızı mülkümüzü satsak cezanın faizine yetiyor. 

Mahkemeler, tanıdıklar...

Derken 2 sene sonra kesilen cezanın 10’da 1’ini ödeyerek kurtulduk. 

Bir çoğumuzu saçma sapan şeylerle suçladılar; şeriat devleti kurmaya çalışmak, düzeni değiştirmeye çalışmak, irtica, laikliğe aykırı bilmem ne yapmak!

Mahkeme mahkeme süründürdüler. 
DGM’lerde müebbetle yargılananlar vardı. 

28 Şubat sürecinde saçma sapan suçlamalarla suçsuz günahsız onlarca insanı hapse attılar. Bir kısmı hala içeride. 

AkParti hükümetleri dahi çıkaramadı onları. 

Üniversitelerde başörtüsü zulmü başladı. 
Kızlar okullara alınmadı. Gösterilere sert müdahaleler oldu. Kızları saçlarından sürükleyerek polis araçlarına götürdüler. 

Gözaltılar... Tutuklamalar…

Zulüm, zulüm, zulüm...

Bir kısım Fazilet Partili yurt dışına kaçtı. Bir kısmı hapse girerim diye sustu. 

Tabii ki delikanlı olanlar da vardı. 
Mücadele edenler...

Şimdi her şey unutulmuş görünüyor. 
Şimdi asker hükümetin, sivil idarenin emrinde, o günlerde tam tersiydi durum. 

Andıçlar...

Askerler yargı mensuplarını, üniversite hocalarını, memurları sürekli askeri tesislerde toplarlar ve ‘ayağınızı denk atın’ ayarları verirlerdi. 

Tayyip beyi Ziya GÖKALP’in şiirini okudu diye hapse attılar. Halbuki o şiir okul kitaplarında bile yer alıyordu. 

RefahYol hükümeti yıkıldıktan sonra 2002 seçimlerine kadar geçen süredeki hükümetler dönemini Allah bu millete bir daha yaşatmasın. 

(Devamı var)