ERKEN HABER - Bu yıl Şubat ayında yürürlüğe giren Öğretmenlik Meslek Kanunu’na (ÖMK) eğitimcilerin itirazı sürüyor.

Eğitim-İş Sendikası tarafından “Öğretmene Saygı” sloganıyla başlatılan eylemler, ülke geneline yayılarak çeşitli tepkilerle sürdürülüyor.

ÖĞRETMENLİKTE 87 BRANŞ VAR

Bakanlığın belirlediği 87 ayrı öğretmenlik branşı bulunuyor. İlköğretim Matematik öğretmeni, Lise matematik dersine dahi giremez çünkü ilköğretim alanında uzmandır. Buradan hareketle 87 farklı alandan mezun olmuş, yıllarca eğitilmiş ve lisans diploması almış öğretmenler, kendi alanlarında uzman sayılıyor.

Öğretmenlerin uzmanlık sınavına tabi tutulup, uzmanlık sınavını kazanacaklara bin 500 lira verelecek olması, öğretmenler tarafından tepkiyle karşılanıyor.

"Milyonları bulan öğretmenlerin diplomalarını, eğitimlerini, atanmak için girdikleri sınavları, kariyerlerini ve en önemlisi emeklerini hiçe saymak" şeklinde değerlendirilen bu tutum, verilen eğitim neticesinde yapılacak sınavda sadece eğitim bilimleri ve yöntemleri alanında sorulara yer verilmiş olmasının uzmanlıkta belirleyici olamayacağı savunuluyor.

Öğretmenler, hizmet içi eğitim, yüksek lisans, doktora gibi imkanların önünün açılması, maaşlarının açlık sınırının üstüne çıkarılması, maaşların kariyer sınavıyla iyileştirilme yönteminden vazgeçilmesini talep ediyorlar.

EĞİTİMDE TASARRUF OLMAZ

Müzik Eğitimcileri Derneği tarafından yapılan açıklamada, kanunun öğretmenlerin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde revize edilmesi gerektiği belirtilerek, şunlar kaydedildi:

KPSS skandalında 2 aylık sessizlik KPSS skandalında 2 aylık sessizlik

“Kariyer sınavlarının iptal edilmesini ve hizmet içi eğitim, yüksek lisans, doktora imkanlarının önündeki maddi ve fiziki zorluklarının kaldırılımalı. Kanatlı hayvan yetiştiricilerinin bile başvurup Öğretmen sıfatıyla okullarda görev almasına imkan tanıyan ücretli öğretmenlik uygulamasına son verilmesini, sözleşmeli, kadrolu, uzman başöğretmen, özel okul öğretmeni sıfatlarının mesleki birliğe zarar verdiği gerekçesiyle kaldırılmalı. Başöğretmen sıfatının izinden gittiğimiz Mustafa Kemal Atatürk’e ait kalmalı. Eğitimde tasarruf olmaz şuuruyla ve eşit işe eşit ücret uygulamasıyla ders ücretleri ve maaşlarında gerçek bir iyileştirilme yapılmalı. Diğer bir çok meslek gruplarına tanınan, ulaşım, barınma(lojman), kıyafet, mesleki gider yardımı, sosyal haklar ve sosyal tesisler gibi imkanlarının iyileştirileli. Mesleki itibarlarını zedeleyen her türlü söylem, yayın ve zorbalığa asgari bakanlık düzeyinde en doğru yaklaşım ve açıklayıcı biçimde cevap verilmeli. Eğitim sendikalarının, tüm öğretmenlerin ortak meselesi olan bu sorunlar çerçevesinde bir araya gelerek etkili ve ortak bir eylem takvimini acilen hazırlamaları gerektiğini düşünüyor.”

öğretmen1

KİMLER SINAVA TABİ TUTULACAK?

Uzman öğretmenliğe yazılı sınav başvuru tarihinin son günü itibarıyla öğretmenlikte adaylık dahil en az 10 yıl hizmeti bulunan, en az 180 saatlik Uzman Öğretmenlik Eğitim Programı’nı tamamlayan, uzman öğretmenlik için ‘gerekli mesleki gelişim’ çalışmalarını tamamlayan ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezası bulunmayan öğretmenler başvuru yapabilecek.

Başöğretmenliğe ise uzman öğretmenlikte en az 10 yıl hizmeti bulunan, en az 240 saatlik Başöğretmenlik Eğitim Programı’nı tamamlayan, başöğretmenlik için öngörülen ‘mesleki gelişim’ çalışmalarını tamamlayan ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezası bulunmayan uzman öğretmenler başvurabilecek.

Eğitim-Sen'den Öğretmenlik Meslek Kanunu Açıklaması

KANUN GERİ ÇEKİLSİN

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), Mardin Şubesi Öğretmenlik Meslek Kanunu'nun geri çekilmesi talebiyle yaptığı açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Öğretmenlik Meslek Kanunu, farklı branşlarda da olsalar aynı okulda ve aynı sınıfta öğrencilerine emek veren öğretmenleri, farklı kariyerlere ayrıştırarak ve bu yapay ayrıştırmaya göre farklı maaş uygulamasını meşrulaştırmaya çalışarak öğretmenler arasında eşitsizliğe yol açan bir düzenlemedir.

Öğretmenlik Meslek Kanunu ile ücretli öğretmen uygulamasına son verilmesi, sözleşmeli öğretmenlerin tüm hakları ile kadroya geçirilmesi beklenirken tersine bu Kanun kadrolu öğretmenleri öğretmen, uzman öğretmen ve başöğretmen hiyerarşisine tabi tutmuştur. Oysa tüm öğretmenlerin asıl beklentisi, güvenceli iştir, eşit işe eşit ücrettir ve mesleki itibardır, saygıdır.

Öğretmenlik Meslek Kanunu merkezi yazılı sınavı kaldırarak yerine “Adaylık Değerlendirme Komisyonu” oluşturmuş ve böylece öğretmenliğe ilk atanmada mülakatın bir benzeri siyasal ayrımcılığa yol açacak keyfi ve baskıcı bir süreci başlatmıştır.

Öğretmenlik Meslek Kanunu “sınavsız kariyer olmaz” diyor. Kariyer basamakları arasındaki geçiş sınavlarının öğretmenler, veliler ve öğrenciler üzerinde çok olumsuz etkileri ortaya çıkacaktır. Öğrencilerine yıllarca emek vermesine karşın yeterlilik sınavına maruz kalan öğretmenin hissedeceği duygular eğitimin niteliğine gölge düşürecektir.

Ekonomik krizin derinleştiği ve eğitim emekçilerinin enflasyon karşısında ezildiği bu dönemde emekçilerin ekonomik ve özlük hak kazanımlarının kariyer basamaklarına ve sınavlara endekslenmesi asla kabul edilemez.

Velilerin algısında “nitelikli okul” ve “niteliksiz okul”  ayrımlarına “yeterli öğretmen” ve “yetersiz öğretmen” ayrımı eklenecektir. Velilerin bakış açısında yaratılan bu algı, öğrenciler üzerinde de ciddi etkiler oluşturacaktır. Okulda “uzman öğretmenin sınıfı” ve “başöğretmen sınıfı” oluşacak ve algı düzeyinde eğitim hakkının sağlanmasında eşitsiz uygulamalar ortaya çıkacaktır. Bu süreç öğretmenin mesleki saygınlığını,  okul ve aile arasındaki iletişimi ve çalışma barışını bozacaktır.

Kanunda özel okullarda çalışan öğretmenlere ilişkin herhangi bir düzenleme yoktur. Bu durum öğretmen istihdamında eşitlik ve eşit işe eşit ücret ilkesine ilişkin en önemli sorun olmayı sürdürmektedir. Özel okul öğretmenlerinin Öğretmenlik Meslek Kanunu kapsamında değerlendirilmemiş olması bu meslektaşlarımızın piyasacı eğitim anlayışı içerisinde ucuz iş gücü olarak görüldüklerinin de bir kanıtıdır.

Kapsamlı ve bütüncül bir Öğretmenlik Meslek Kanunu, tüm eğitim emekçilerinin ekonomik taleplerini ve başta iş güvencesi olmak üzere öğretmenlerin temel haklarını, sosyal, demokratik ve özlük haklarını güvenceye almak zorundadır."

BAKAN ÖZER NE DEMİŞTİ?

Düzenleyemeye ilişkin açıklama yapan Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, “Öğretmenlerimiz ne kadar yeterli, öğretmenlerimiz gelişen bilgiye ne kadar adapte olabiliyor ve bizim de bakanlık olarak fiziki altyapısını, okulların eğitim verme biçimindeki yeterliliği ölçmemiz gerekiyor. Peki nasıl yapacaktık, öğretmenlere verdiğimiz ara eğitimlerin sonuçlarını nasıl ölçecektik, siz söyleyin. Burada ne ayıp var? Mülakat da yapabilirdik ama mülakatlar ile ilgili Türkiye’de durumu siz de biliyorsunuz. Bitmek tükenmek bitmeyen spekülasyonlar olacaktı. Bu yüzden mülakat istemedim. Mülakatı kaldırdım. Adil, tartışmasız bir sınav yapılsın dedim.” ifadelerini kullanmıştı.

ASLAN PAYI MALİYE BAKANLIĞININ

Genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin 2023 yılı ödenek teklifi tavanlarının toplamı 4 trilyon 93 milyar lirayı geçerken, ödenekte aslan payı 2 trilyon 80 milyar lirayla Hazine ve Maliye Bakanlığına ayrıldı. Bu bakanlığı, Milli Eğitim ile Sağlık bakanlıkları izledi.

Önceki yıllarda aslan payı, personel sayısı ve hizmet verdiği nüfus nedeniyle Milli Eğitim Bakanlığı'na verilirdi.

2023-2025 yıllarına ilişkin Orta Vadeli Program'dan (OVP) yapılan derlemeye göre, Program'da genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idarelerin 2023 yılı bütçe ödenek teklif tavanlarına da yer verildi.

Buna göre, genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin, 2023 yılı ödenek teklifi tavanlarının toplamı 4 trilyon 93 milyar 170 milyon 949 bin lira oldu.

Çeşitli kamu kuruluşlarının bütçe açıklarının finansmanına dönük transfer ödeneği de buradan karşılandığı için Hazine ve Maliye Bakanlığına 2 trilyon 80 milyar 666 milyon 192 bin lira ödenek ayrıldı. Milli Eğitim Bakanlığı 435 milyar 351 milyon 82 bin lirayla ikinci sırada yer alırken, bu kurumu 292 milyar 346 milyon 556 bin lira ödenek tavanıyla Sağlık Bakanlığı izledi.