Daha fazla kazanma hırsı bürümüş, gözü dönmüş, art niyetli, acımasız bir müteahhidin yapmış olduğu, çürük binalarla, hayatını kaybeden vatandaşların acısıyla mı hep birlik olmak zorundayız. Biz ülke olarak hiç mi mutlu günümüz de birlik beraberlik içinde olamayacağız.

Ne olurdu bu binaları yapanlar kurallarına göre yapsaydı, ne olurdu bunları denetleyenler kanunlara göre hareket etseydi, ne olurdu bunları yapan ustalar yanlışı gördüklerinde ilgili mercilere şikayet etselerdi. Emin olun bunların hiç biri yaşanmazdı. Belki bir kaç bina yıkılırdı hepsi o. Ama şehirler ilçeler yıkıldı.

BU DEPREM DE UNUTULACAK...

Doğru unutulacak tabi ki bu depreme sıcacık yataklarında uyananlar, sabah depremi televizyondan öğrenenler unutacak tabi. Ama o soğuk betonların altında kalanlar ve acılı aileleri asla unutmayacak. Nasıl gölcük depremini unuttuk, bunu da unuturuz. Yarın enkazlar kaldırıldığında emin olun yine milletimiz yani bizler hiç bu deprem yaşanmamış gibi, siyaseti, altını, seçimleri konuşuruz. Bir kaç kanun çıkar deprem ile ilgili hepsi bu.

Eğer bu depremden bir ders almış olsaydık şu an Manisa da eski binalarda oturan kimse kalmazdı. Bina sahipleri deli gibi binam sağlam mı sorusunun ardına düşerdi. Belediyelerin imar işlerinin önü izdiham olurdu. Böyle bir şey gören var mı yok, o zaman fazla söze de gerek yok.

BU KADAR YARDIMIN YANINDA YAĞMALAMA BİZE YAKIŞMADI

Özellikle yabancı uyrukluların yağmalama yapması sosyal medyada görüntülendi. Ağzına burnuna atılan yumruklar az bile. Millet can derdinde bu adiler hırsızlık peşinde. Hadi bu yabancıları anladım şerefsizlik, haysiyet yoksunu bunlar. Peki bizim insanımıza neler oluyor? Mağazadan aldığı makineyi sırtlayıp götürüyor. Be şeref yoksunu ülkenin her yerinden yardım yağıyor ihtiyacın varsa git al. Amaç hırsızlıksa senin de o yabancıdan farkın yok. Sen de hainsin, sen de adisin, sen de şeref yoksunusun.

SİYASİLER DE SİNİRLER GERİLMEYE BAŞLADI.

Karşılıklı siyasi polemikler artmaya başladı. Muhalefet kanadından yapılan olumsuz yorumlar sayın Cumhurbaşkanı'nı ve bakanları kızdırmış durumda. Tabi büyük bir yıkımdan bahsediyoruz. Daha hiç yardım gitmeyen yerler, AFAD ekiplerinin hiç ulaşamadığı yerler var. Hal böyle olunca hem işi koordine eden siyasiler hem de yardım bekleyen vatandaşlar oldukça geriliyor.

Yaşamış olduğumuz bu yıkım birçok kişi ve kurumu sorumlu tutacak. Daha yaramız çok taze, kurtarılmayı bekleyen insanlarımız var. Ama enkazlar bitince ve vefat sayıları açıklanınca işte o zaman bu hükümeti zor sınavlar bekliyor. İmar affı özellikle ilk konular arasında. Vatandaşın yararına olarak çıkmış olsa da şimdi bu durumla herkes, çürük binalara af verildi bu yüzden yıkıldı deniliyor. Belediyeler denetimlerini yeterli yapmadı deniliyor, her önüne gelen müteahhit oldu deniliyor, yapı denetim mekanizması çalışmadı deniliyor. Hatta hatta kurtarma ekipleri arasında bile çeşitli kurum tartışmaları yaşadı deniliyor.  Velhasıl iktidar kanadının tüm bunlara mantıklı cevaplar vermesi gerekiyor.

MUHALEFET DE ELEŞTİRİDE ÖLÇÜLÜ VE HASSAS OLMALI

Özellikle yaşadığımız bu günlerde siyasilerin özellikle muhalefetin söylemlerine ve diline özen göstermesi gerekli. Evet acılar büyük, vefatlar artıyor, sinirler geriliyor aynı anda onlarca yerde yıkım var. Ekiplerin hatası ya da koordinasyon hatası olabilir ama şimdi bunu becerisizlik gibi göstermek halkı germekten başka bir şey değildir. Hepimiz sakin olacağız bu sıkıntılar bitince herkes eteğindeki taşları o aman döker. Ama o zaman bu zaman değil.

Son olarak evet bu bizim başımıza geldi. Zaman yine de birlik zamanı. Tamam hayatını kaybedenler için yapacak bir şeyimiz yok ama en azından hayatta kalan canlar için yapacak çok şeyimiz var. Onların başına gelen yarın bizim başımıza gelebilir. Zaman yardım zamanı.

Saygılar