Gelişen ve geliştikçe küçülen dünyada, zaman çok hızlı değişiyor. Muhtar Çakmağını bilmeyenler vardır diye düşünüp kaleme alma ihtiyacı hissettim.

Köyün birine ilk kez çakmak getirmişler. Çakmak o kadar kıymetli ki kıymetli olduğu kadar da tehikeli. Köyün ileri gelenleri toplanmış bu güzel "maslahatı" yani ihtiyaç görecek olan çakmağı, güvendikleri bir kişiye emanet etmeye karar vermişler.

Çakmağın yanlış kişilerin eline geçmesini önlemek ve işi düşenin işini görmesi için çakmağın muhtara teslim edilmesine karar vermişler.

Köyde sadece bir tane var ve o da muhtara teslim edilmiş. Ateş gibi bir gücü elinde bulunduran Muhtar,saygınlığını her geçen gün artırmış. Saygınlık arttıkça muhtarın kibri de bir o kadar yükselmiş, etrafında dalkavuklar, yağcılar, yalakalar oluşmaya başlamış.

Muhtar, çevresindeki dalkavukların etkisiyle çakmağı, tehdit, korku ve baskı aracı olarak kullanmaya başlamış. Günü gelmiş kiminin ahırını, kiminin tarlasını, kiminin samanını kiminin evini yakarak, herkesi kendisine biat ettirmiş.

Unutmuş o elindeki çakmağı kendisine verenin halk olduğunu, mahallelisi olduğunu, köylüsü olduğunu komşusu olduğunu.

Çerçiler artık köye uğramaz olmuş, korku içerisinde yaşayanlar ise yavaş yavaş ticaretten el çekmiş, tarlasını nadasa bırakmış ve başka köylere göç etmeye başlamış.

 Göç eden vatandaşlardan biri gittiği köyde bir bakmış ki bağ, bahçe, tarlalar güllük gülistanlık. Kendi köyleriyle mukayese dahi edememiş hayretler içerisinde.

Sorduğu ilk soru sizde çakmak yok mu? Olmuş. O köyde de çakmak olduğunu öğrenince, "köyünüz nasıl tarumar olmamış, evler, tarlalar yakılmamış, her yer yemyeşil kalmış?" diye gıptayla etrafa bakmış.

Göç ettiği köydeki vatandaşların sorduğu soru "Yoksa siz çakmağı bir kişiye mi teslim ettiniz?" olmuş.

Meğer bu köyde çakmağı muhtara teslim etmemişler. Çakmağı muhtara, fitilini bir azaya, gazını da başka bir saygın kişiye teslim etmişler. Üçü bir araya gelip, nerede kullanılacağında hemfikir olmadıktan sonra çakmak kullanılmaz olmuş.

Biri yanlış bir şey yapmak isterse diğerleri karşı çıkmış ve ellerindeki malzemeleri birleştirmemişler. Böylece birbirlerinin hata yapmasının önüne geçip, çakmağı en faydalı işlerde kullanmışlar.

Muhtar Çakmağı ismi işte bu olaydan dolayı anılır olmuş. Zaman sonra her eve çakmak girmeye başlayınca da bu çakmak evlerin tereğinin (mutfaktaki ahşaf raf) en üstünde, çocukların erişemeyeceği yerlerde muhafaza edilmeye başlanmış.

Muhtar çakmağının kendisi, fitili ve gazı, birlikte olmadıktan sonra ateş yakılamıyor. Günümüzdeki çakmakların, taşı ve tüpü gibi...

Demem O Ki:

Muhtar çakmağı, ülkemizdeki yasama-yürütme-yargı erkleri gibidir. Üçünün bir kişinin yönetimde olmasının doğuracağı kötü sonuçlar olabilir. Her biri birbirinden bağımsız, tarafsız olması gerekiyor. Biri yanlış bir şeye tevessül etmesi halinde diğer ikisi fren mekanizması görüp yanlışa engel olabilmeli.

Temennim Odur Ki:

Ülkemizdeki Partili Cumhurbaşkanlığı sisteminin, ilk seçimlerin ardından güçlendirilmiş parlamento, bağımsız yargı ve istikrarlı hükümet sistemine geçilmesidir.