Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, "Özellikle Milli Eğitim Bakanlığının yeni açılımlarına odaklanarak mutlaka yeni öğretmen istihdamı olacak." dedi.

ERKEN HABER - Bakan Özer, TRT Haber kanalında katıldığı canlı yayında eğitim gündemine ilişkin soruları yanıtladı.

Yeni eğitim öğretim yılı hazırlıklarına çok erken başladıklarını ve okullara, bu yıl ilk kez ilköğretim okullarına bütçe gönderildiğini aktaran Özer, okullara ücretsiz ders kitapları ve yardımcı ders kitapları gönderildiğini anlattı.

"Okula kayıt parası" adı altında çok istisnai durumların yaygın bir problem gibi sunulduğunu kaydeden Özer, "Bakanlık okulların ihtiyacını karşılayamıyor" şeklinde oluşan bir algıyı da bu dönem yıktıklarını belirtti.

Süreçle ilgili basına çeşitli yansımalar olduğuna dikkati çeken Özer, "Yaklaşık 234 ihbar aldık ve bu ihbarlar bağlamında da gerekli işlemleri yaptık, 3 okul yöneticimize ceza verdik." ifadesini kullandı.

Bakan Özer, geçen senelere göre çok daha az sayıda bağışla ilgili haberlerin basına yansıdığını gözlemlediklerini dile getirerek, "Yani bu (bağış) yavaş yavaş tedrici bir şekilde inşallah bu eğitim sistemimizde ortadan kalkacak." değerlendirmesinde bulundu.

Yeni atanan 20 bin öğretmenin görevlerine yeni eğitim-öğretim dönemiyle birlikte güvenlik soruşturmalarının ardından başlamasının planlandığını ifade eden Özer, yeni öğretmen atamasına ilişkin bir soru üzerine, "Hiçbir yıl yok ki son 20 yılda öğretmen ataması olmasın. Özellikle Milli Eğitim Bakanlığının yeni açılımlarına odaklanarak mutlaka yeni öğretmen istihdamı olacak." diye konuştu.

Öğretmenlik Meslek Kanunu

Öğretmenlik Meslek Kanunu'na ilişkin soru üzerine Bakan Özer, 60 yıllık bir özlem olan öğretmenlere mahsus bir kanunun yürürlüğe girdiğini vurguladı.

Bu sayede ilk kez öğretmenlerle ilgili bir kariyer sisteminin oluşturulduğuna işaret eden Özer, "Öğretmenlik Meslek Kanunu bir başlangıç kanunu, yani mutlaka buna ilave edilerek zenginleştirecek açılımlar mutlaka olacaktır. Önemli olan öğretmenlere mahsus bir kanun olmasıydı." görüşünü paylaştı.

Uzman ve başöğretmenlik kariyer basamaklarına ilişkin de açıklamalarda bulunan Özer, sistemde yaklaşık 75 bin uzman ve 90 başöğretmenin bulunduğunu, dolayısıyla uzman ve başöğretmenliklerin ilk defa bu Öğretmenlik Meslek Kanunu ile var olmadığını anımsattı.

Bu kanun ile kariyer sistemlerine başvuranlar için kapsamlı bir mekanizma oluşturulduğuna ve kota konulmadığına dikkati çeken Özer, bu sistemde 70 ve üzeri puan alan her öğretmenin, uzman veya başöğretmen olabileceğini, dolayısıyla daha önce olduğu gibi birbirleriyle değil kendileriyle rekabet edeceklerini ifade etti.

Sistem için 614 bin öğretmenin başvuru yaptığını aktaran Özer, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu düzenleme, tüm öğretmenlerin özlük hakkını iyileştirmek için yapılan bir düzenleme değil. Eğer tüm öğretmenlerin özlük hakları iyileştirilecekse zaten hükümetimiz bir tasarrufta bulunur. Bunun için sınav olması gerekmez, tıpkı her yıl enflasyon farkı kadar memurlara zam yapıldığı gibi. Bu kariyer sistemi ve isteğe bağlı. Öğretmenler bu eğitime girmek zorunda değiller, isterlerse bu süreçlere başvurabilirler. Görüyoruz ki şartları taşıyan öğretmenlerimizin yüzde 94'ü uzman, öğretmenlik ve başöğretmenlik için başvurarak müthiş bir teveccüh göstermişler. Biz öğretmenlerimizin yeterliliklerini ölçmüyoruz. Kamuoyunda tabii 600 binlik bir kitle olduğu zaman Öğretmenlik Meslek Kanunu ile ilgili süreçler, siyasilerin bir şekilde istismarına siyasi malzeme olarak kullanılmasına yol açıyor, 'öğretmenlerin yeterlilikleri ölçülüyor, öğretmenin itibarına dokunuluyor' gibi. Hayır, itibarına dokunmak falan yok, isteğe bağlı ve öğretmen yeterliklerini ölçen bir sınav değil, sadece alınan 180 saat ve 240 saatlik eğitimin basit bir değerlendirmesinden oluşan bir sınav. Yüksek lisans ve tüm öğretmenlerimiz uzman öğretmenlik sınavından muaf aynı şekilde doktora yapmış olan öğretmenlerimiz de sınavdan muaf. Bu şekilde 90 bin öğretmenimiz var. Yani 614 bin öğretmenin 90 bini zaten sınava girmeyecek."

Benzer şekilde "öğretmenler arasında ayrıştırma olacak" spekülasyonlarının da yapıldığını dile getiren Özer, şunları kaydetti:

"Bu arkadaşlar eğitim sisteminde zaten 75 bin uzman öğretmen, 90 başöğretmen olduğunun farkında değiller. Bu zamana kadar hiç duydunuz mu çocuğumu uzman öğretmen başöğretmen okutsun denildiğini? Bu öğretmenlerimizin kendi özlük hakkıyla ilgili bir süreç. Burada yeni olan bir şey yok. Öğretmenlerimiz de yüzde 94 oranında bu eğitimlerini tamamladılar ve 19 Kasım'da da suhuletli bir şekilde süreci yöneterek öğretmenlerimizin büyük çoğunluğu eğitim sisteminde uzman ve başöğretmen olacak."

"İstemeleri durumunda maskeler, okullarımız tarafından ücretsiz temin edilebilecek"

KYK yurt izinleri 30 güne düşürüldü KYK yurt izinleri 30 güne düşürüldü

Kovid-19 sürecine rağmen geçen yıl okulların yüz yüze eğitime devam ettiğini vurgulayan Özer, "Okullar, bu tip kriz durumlarında son kapatılması, ilk açılması gereken yerler." dedi.

Sağlık Bilim Kurulu'nun şu an kapalı alanlarda maske kullanımıyla ilgili önerisinin bulunmadığını hatırlatan Özer, konuşmasını şöyle tamamladı:

"Dolayısıyla dersliklerde maske kullanımı söz konusu olmayacak. Ama isteyen öğrencilerimiz, hassasiyetleri olan ya da kendisini bir vaka olmasa bile korumak için hassasiyet gösteren öğrenci ve öğretmenlerimiz, istemeleri durumunda maskeleri, okullarımız tarafından ücretsiz şekilde temin edebilecekler. Okulların temizlik, küçük onarım ve donatımlar ihtiyaçları için 3,1 milyar lira gönderdik. Önceliğimiz hiçbir ara vermeden süreçleri yönetebilmek. Şu an alarm verecek bir durum söz konusu değil. Büyük oranda Kovid ile ilgili süreçler atlatılmış oldu. Yeni vakalar, yeni olağanüstü durumlar olabilir. Biz her türlü olağanüstü koşula karşı okullarımızı, gerekli önlemleri alarak açık tutma ile ilgili irademizin arkasında duracağız."