Havadan yapılan çekimlerde kalp şeklinde göründüğü için "Kütahya'nın kalbi" adı verilen Tavşanlı ilçesindeki höyükte son dönemde bulunan eserler, bölgenin bilinmeyen 8 bin yıllık tarihine ışık tutuyor.

ERKEN HABER - İlçede geçen yıl başlatılan kazılar, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün izni ve destekleri, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi (BŞEÜ) Rektörlüğü ve Farika Porselen firmasının katkılarıyla Tavşanlı Belediyesinin ana sponsorluğunda sürüyor.

"7. Uluslararası İstanbul Arapça Kitap Fuarı" 1 Ekim'de başlayacak "7. Uluslararası İstanbul Arapça Kitap Fuarı" 1 Ekim'de başlayacak

Mayıs ayında başlayan ikinci kazı sezonunda Kütahya'nın bilinen en eski yerleşmesine ait izlere rastlandı. Son dönemde 3 bin 300 yıllık benzersiz bir mühür ve hançer, 4 bin 200 yıllık fındık kalıntıları ve mermer idollerin aralarında olduğu 500'e yakın arkeolojik eserin gün ışığına çıkarıldığı Tavşanlı Höyük'teki kazının yaklaşık 30 yıl süreceği tahmin ediliyor.

Kazının başkanlığını yürüten BŞEÜ Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erkan Fidan, AA muhabirine, 8 bin yıl önce kurulan Kütahya'nın ilk yerleşmesinin bataklık altında kaldığını, buraya yaklaşık 5 bin sene önce gelen insanların bataklığı kurutarak çok büyük bir şehir kurdukları yerleşim alanından çıkarılan benzersiz buluntuların, Batı Anadolu tarihini aydınlattığını söyledi.

Alanın büyüklüğünün bir başkenti işaret ettiğini belirten Fidan, "Tavşanlı Höyük, Batı Anadolu'da pek de alışık olmadığımız büyük boyutuyla, yaklaşık 45 hektarlık yayılım alanıyla bölgenin önemli bir merkezi, belki de başkenti konumunda." dedi.

"Anadolu'nun en eski fındıklarını bulduk"

Höyüğün en üst noktasından 18 metreye indiklerini aktaran Fidan, daha önce çevrede yaptıkları jeoarkeolojik sondajlar ve TÜBİTAK'ın yaş tayini analizlerine yönelik tarihlendirmeleriyle, üzerinde bulundukları alanın 4 metre altında ise günümüzden 8 bin yıl önce kurulmuş bir köy olduğunu bildiklerini ifade etti.

Bu köyün, Kütahya'nın en eski yerleşmesi olduğunu vurgulayan Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Daha sonra bu yerleşme bataklıkla kaplanmış ve uzun bir boşluktan sonra 5 bin yıl önce bataklık doldurularak tekrar yerleşilmiş. Biz tam da burada, 18 metre aşağıda bataklığın kurutulduğu, günümüzden 5 bin yıl önceki yaşam düzlemindeyiz. Zaten taban suyundan dolayı kısmen çamur içindeyiz. Tabii çamur olmasından dolayı, burada yanmamış ahşaplar bile çok güzel korunmuş durumda. Burada yapılara ait duvarlar, madencilik faaliyetlerinin yürütüldüğü çevresinde çok sayıda cüruf ele geçirilen bir ocak bulduk ama esas sürpriz ise Anadolu'nun en eski fındıklarını bulmamız oldu. Fındıkları, bu tabakanın biraz üstünde, günümüzden yaklaşık 4 bin 200 yıl öncesinde İlk Tunç Çağı'nın sonlarına ait bir kabın içinde ve çevresine dağılmış şekilde bulduk. Yandığı için çok iyi korunan fındıklar ve kabuklarının yanında bulduğumuz ahşap parçalarını da analize göndereceğiz. Bunlar fındık dalları olabilir. Fındığın Tavşanlı Ovası'nı çevreleyen tepelik alanlarda doğal olarak yetiştiğini biliyoruz."

4 bin 200 yıl öncesinde Yakın Doğu'da ve Anadolu'da kuraklığın yaşandığını ancak Tavşanlı'nın, zengin doğası ve su kaynakları sayesinde bundan etkilenmemiş gibi göründüğünü anlatan Fidan, "Ayrıca, aynı tabakalardaki mermer ve seramik idoller, yerleşmede dönemin dini inanışları hakkında bilgi veriyor ki biz bu buluntuların benzerlerini Çanakkale'de Troya kentinden biliyoruz. Tavşanlı Höyük, Troya ile pek çok yönden benzeşiyor." ifadelerini kullandı.

Mührün üzerinde kürekleri olan tekne motifi

Höyükte günümüze en yakın yani en üstteki dönemin, Hitit devrinin sonlarına rastlayan 3 bin 200 yıl öncesi olduğuna işaret eden Fidan, bu bölgede yerleşmenin dışında depolama ve çöp alanları tespit ettiklerini belirtti.

Silolardan birinin içinde buldukları mührün çok değerli olduğuna dikkati çeken Fidan, "Buna 'Tavşanlı mührü' dedik çünkü başka bir yerde benzeri yok. Hem üzerinde Hitit yani Anadolu etkileri barındırıyor hem de kürekleri olan bir tekne motifi seçiliyor. Muhtemelen buradaki bir yöneticiye ait mühür, kırıldığı için işlevini yitirmiş ve çukurun içine atılmış. Bu çukurların altındaki arkeolojik tabakada ise muhtemelen saldırılar sonucunda yıkılmış, tamamı yanmış bir şehrin kalıntıları var." diye konuştu.

Fidan, burada, günümüzden 3 bin 700 sene öncesine tarihlenen cadde ve sokakları, işlikleri, atölyeleri olan bir şehirle karşılaştıklarını bildirdi.

Şehrin ticaret sayesinde gelişerek en parlak dönemlerinden birine bu çağda geldiğini tahmin ettikleri bilgisini veren Fidan, dokuma ve tekstil üretimi ile ilgili onlarca buluntu çıkardıklarını, devrin insanının metal eser üretiminde çok başarılı olduğunu belirlediklerini aktardı.

Doç. Dr. Fidan, "Bulduğumuz pek çok bakır ya da tunç eser haricinde, günümüze çok iyi korunmuş şekilde gelmiş, perçin deliklerinin bile yerinde olduğu hançer, önemli bir buluntu. Ege dünyasındaki Miken kılıçlarını hatırlatıyor. Geçtiğimiz sene Miken kılıçlarına ait mermer bir topuz başını da kazılarda bulmamız, Tavşanlı Höyük ile Ege dünyası arasındaki ilişkileri perçinliyor." değerlendirmesini yaptı.

Ayrıca Fidan, mevsim şartları elverdiği takdirde bu sezonki çalışmalarını ekim ayı sonuna kadar sürdürmeyi planladıklarını sözlerine ekledi.