Seçimler yaklaştıkça, toplumun her kesiminden talepler çoğalıyor. Her yerden "mağduriyet" feryatları yükseliyor. Meğer ne çok mağdur varmış, sesiz mağdurlar, sessiz çoğunluklar...

AK Parti iktidarının, 20 yıllık saltanatı sallantıda. İktidara geldiği günden beri, ilk kez kaybedeceği korkusuyla bir seçime girecek. Bunu siyasiler de vatandaş da çok iyi görebiliyor.

Henüz ortada seçim kararı alınmamışken, normal seçim tarihine 9-10 ay varken, her partinin sahalara inmiş olması, seçim sathı mailine girdiğimizi net bir şekilde ortaya koyuyor.

Şimdiden, illerde milletvekili aday adayları dahi konuşulur, tartışılır olmuş durumda. 

 2023 Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçimleri'nde bir oy bile çok kıymetli olacak. Vatandaş, her şeyin çok iyi farkında. Kendi oyunun kıymetini şimdiden çok iyi biliyor ve anketlere dahi kararsızlığını yansıtıyor.

Pandemi sürecinden önce başlayan ekonomik kriz, pandemide tam olarak kendini hissettirdi. Pandemi sonrası iktidar tarafından yapılan ekonomik hamleler de kirizi iyice derinleştirdi.

Geldiğimiz noktada ekonomik kriz sadece vatandaşın değil, iş çevrelerinin de canını yakmaya başladı. 

Bugünkü meselemiz tabii ki ekonomik kriz değil.

Seçimler yaklaştıkça, mağdur olduğunu düşünen herkes, bu mağduriyetinin seçimden önce giderilmesini talep etmeye başladı.

İktidarın iktidarını sürdürmesi için oya ihtiyacı olduğu, muhalefetin ise iktidar olmak için mağdurların oyuna ihtiyacı olduğu ortada.

Mağdur olanlar, iktidar olur muhalefet olur hiç fark etmez, sorunlarının çözümünü talep ediyorlar. Yeter ki sorunları çözülüp, mağduriyetleri giderilsin istiyorlar.

Bu iktidar döneminde ortaya çıkan mağduriyetleri gidermek yine bu iktidarın işi. Devletin tüm imkanlarını elinde tutan, tek imzayla her türlü sorunun çözülebileceği bir sistemimiz var. Partili Cumhurbaşkanı Sistemi, 4 yılını tamamladı, 5'inci yılın sonunda ilk dönemini tamamlayacak. 

Cumhurbaşkanının tek sözüyle veya imzayla çözemeyeceği hiçbir sorun yoktur. Yeter ki "çözün" desin...

Vatandaş da Cumhurbaşkanının bu yetkilerinin farkında ve bizim sorunumuzu "çöz" diyor; "Şayet seçime kadar çözmezsen, sandık önümüze geldiğinde sorunumuzu çözmeyi vaadedenlere oy veririz" tehdidinde bulunuyor.

Seçime kadar daha çok talepler olacak ama şimdiye kadar ortaya çıkmış bazı sorunların ana başlığına değineyim;

Genel Af: Tutuklu ve hükümlü yakınları, adil yargılama yapılmadığını ileri sürerek, yakınlarının serbest bırakılmasını istiyor. Cezaevlerindeki şartların yetersiz olduğu da gözönünde bulundurularak Affet Türkiyem söylemleriyle gündemdeler.

Uzman Çavuşlar: Ülke savunmasındaki en büyük yükü omuzlayan Uzman Çavuşlar, haklı olarak TSK kadrosuna girmeyi istiyor. En fazla şehit verilen, sınır güvenliğini sağlayan, sosyal yaşamdan mahrum, ailesine ve çocuklarına hasret görev yapan uzman çavuşlar, "Kadro Hakkımız" diyerek mağduriyetlerini dile getiriyorlar.

Ehliyet Affı: Herhangi bir nedenden dolayı ehliyetine el konulan vatandaşlar, af istiyor. Şoförlük yaparak geçimini sağlayanlar başta olmak üzere ehliyetlere kesilen cezaların affedilmesini Ehliyetimiz Ekmeğimiz söylemleriyle gündemdeler. 

Kamu Şefleri: Yapılan bir düzenlemeyle 3600 ek gösterge verilmişti kamu çalışanlarına. Bu ek gösterge Müdürlere ve astlarına verilmesine rağmen ortada kalan kamu şefleri, bu haktan mahrum bırakılmışlar. Kamu Şefleri, Kararımız Net 3600 söylemiyle çeşitli platformlarda bir araya gelmiş durumda.

Üniversite Mezunu İşçiler: İşçi statüsünde çalışan üniversite mezunları, kendilerinin memur kadrosuna alınmasını talep ediyorlar. Bir şekilde diploma almışlar, üniversite mezunu olmuşlar, halen işçi sınıfında üniversite mezunlarının emrinde fiziki işlerde çalıştırıyorlar. 

Adil Nafaka: Boşanmaların her geçen gün arttığı ülkemizde, genellikle çocuklar anneye veriliyor, babanın maaşından da nafaka bağlanıyor.  Maaşıyla geçimini zor sağlayan boşanmış bir erkeğin ömür boyu nafakaya bağlanmış olmasından, çocuklarını göremiyor olmasından kaynaklı mağduriyetlerin giderilmesi için yasal düzenleme talep ediyorlar.

EYT: Emeklilikte Yaşa Takılanlar, kritik bir seçim olacağının farkına vararak, her geçen gün daha da organizeli bir şekilde taleplerini dile getiriyorlar. Seçim öncesi çözüleceğine ilişkin çalışmaların başlatıldığı biliniyor.

KHK Mağdurları: KHK ile ihraç edildikten sonra herhangi bir ceza almayıp beraat edenler, görevlerine iade edilmek istiyorlar. 

KPSS 2020: İki yıl önce KPSS'ye girmiş olup da halen atanamayanlar, kendilerinden daha düşük puan alan adayların atanmış olmasını ellerindeki sınav belgeleriyle ortaya koyarak, bu mağduriyetlerinin giderilmesini istiyorlar.

Kariyer Sınavı: Milli Eğitim Bakanlığı öğretmenlere kariyer sınavını dayatıyor, öğretmenler de özlük ve sosyal haklarını ortaya koyarak mağduriyetlerinin giderilmesini talep ediyorlar.

Sözleşmeli Öğretmen: MEB kadrosuna dahil edilemeyen ve okullarla yıllık sözleşme imzalayan öğretmenler, haklı olarak diğer öğretmenler gibi haklara ve kadroya kavuşmak istiyor.

İmar Affı: Yasalarda imar izni ve iskan verilmesinin şartları belli olmasına rağmen, halen 1.5 milyon civarında imarsız iskan bulunuyor. Seçim yaklaşıyor nasıl olsa, imar affı da çıkarılır beklentisine girmiş durumdalar.

Engelliler İsyanda: Sağlık Uygulama Tebliği'ndeki fiyat güncellemelerinin yapılmaması, daha önce devlet tarafından karşılanan zaruri tıbbi malzemelerine verilen ücretlerin, bu malzemeleri almaya yetmediğinden şikayetçi ama seslerini henüz tam duyurmuş değiller.

Eczacılar: Her geçen gün kar marjı düşen ve hasta katkı paylarının tahsilinde kullanılan eczacılar, eylemlerini ülke geneline yayarak devam ettiriyor. 

Üniversite Kontenjanı: YKS'de üniversiteye yerleşemeyen öğrenciler, okulların kapasitesinin artırılmasını, herkese eitim imkanı tanınmasını talepediyor.

KYK Yurt ve Bursları: Yurtlara ek ranza yerleştirilmesinden rahatsız olan öğrenciler, çaresiz bir şekilde yurtlarda kalmak zorunda. Burslara yapılacak olan zammın yıl başını beklemeden okulların açıldığı dönem itibariyle yapılmasını istiyorlar. 

Doktorlar, bir şey istemiyor artık, ümidi kesen doktorlar yurt dışına giderek, kendi sorunlarını kendileri çözmüş oluyor.  

Hiçbir sorun çözülmeyecek, üstesinden gelinemeyecek türden değil. Ekonomik yükü muhakkak olacaktır ama devletteki savurganlıkların önlenerek tasarruf edilecek miktar, bütün sorunları çözmek için fazlasıyla yeter ve artar bile. 

Kamu kurum ve kuruluşları, birbirlerinden aldıkları cesaretle, sorunlarını gündeme getirip, "Herkese Var Bize Yok Mu? demeye başladılar.

Demem O Ki:

AK Parti'nin 20yıllık iktidarının sonunda o kadar çok mağduriyetler oluşmuş ki,seçim yaklaştıkça seslerini çıkarmaya başladılar. Bu tür taleplerin, her geçen gün artarak devam edeceğe ortada. 

Temennim Odur Ki:

Tasarrufa gidilmesi, faizcilere, dövizcilere, parası korunanlara bütçe ayırmak yerine, seçime kadar gündeme getirilen tüm mağduriyetlerin giderilmesi, yeni mağduriyetlere yol açılmamasıdır.