Machiavelli’in bu tezi savunup savunmadığını tartışmaya devam ederken, soruyu bir de kendimize soralım… Amaca giden her yol mübah mı?

İnsanın hedefi olmalı...

Hedef olmadan varılcak bir sonuç da olmaz.

Hedefin ne olduğu kadar oraya nasıl ulaşıldığı da çok önemli değil midir?

Amaca ulaşmak için her yolun denenmesi gerektiğini kabul etmeyen insan sayısı neredeyse TÜM'e yakındır.

Ama reddettiği bu kuramı uyugulamayan sayısı da bir o kadar YOK'a yakındır.

İkilem burada başlıyor...

Beynin beyaz bölümü "Hedefe etik varmalısın ki vardığında başını yastığa huzurlu koyasın" derken, o hırs ve nefs bölümü ise "Hele hedefe bi ulaş ondan sonra düşünürsün yapacaklarını" der...

İşte bu yol ve yolculuk aslında hedefi saptırmıştır ve çıkış amacını unutturmuştur.

Hedef "Göç yolda düzülür." Olmuştur ve yolda bulduğun her şey girmiştir heybene artık, kirli-temiz demeden yada işe yarar-yaramaz...

Peki mübah olan ne!

Hedefini ilk hedefin olmaktan çıkarmadan belirlediğin yol haritanı kullanmak....

Ama hırsa dönmemeli!

Atıcılıkta ki temel kural, hedef karşında ve sakin olduğun zaman senin.

Bırak hırsı, hedefe odaklan ve elinden gelenin inandığın ölçüler doğrultusunda yap.

Tohum saç, bitmezse toprak utansın.

Hedefe varmayan mızrak utansın... 

Ama sen utanacak bir şey yapma ve her zaman doğruyu yap ki iyilik uyansın.