“HAK” toplum olarak en çok kullandığımız kelime ama ulaşamıyoruz bir türlü…

İçim sızlıyor dillerde bu kelimeyi duydukça. Kimi hak ararken kimi hak yiyor Hak diye diye ve bunu hak görüyor kendin de...

Öyle giriş, gelişme ya da sonuç ya da imla kuralı aramayın yazı da.

Dertleşeyim de rahatlayım diye yazdım.

Bugün bir kaç arkadaşım ve birlikte iş yaptığım paydaşlarımla sohbet ederken birşey dikkatimi çekti ve obsesifcesine kelimelere takıldım. 

Bizim için sohbetin akışında hoş, hayatın akışında güzel anlam ifade eden her kelime için yanlış anlama diye açıklama getirerek konuşmaları dikkatimi çekti ya da sohbete dair dikkatimi dağıttı. Son yıllarda yaşadığımız toplumsal olaylar da ne çok kelime ne çok değer  katletmişiz.

İçim sızladı bunları düşünürken.

Ve tam bu ruh halindeyken bir mesaj geldi, "Müsaitseniz telefonda iki dakika görüşelim mi?" yazmıştı İstanbul'dan Hüseyin Bey. Ben de ara tuşuna basıp hemen aradım.

Nasılsınız faslından sonra konuya girdi ve "Protez bacağı kullanılmaz hale gelmiş bir arkadaş var, hangi kapıyı çaldıysak cevap alamadık, SGK da Sağlık Bakanlığı'da destek olmadı." dedi. Son dönemler de bu tarz taleplerin olduğu onlarca telefon alıyorum ve kişisel olarak yetişmem mümkün değil.

Sonra kapattık telefonu içlerimiz buruk ve çözememiş olmamış olmanın iç sızlaması ile.

Sadece son birkaç ay olanları düşünüyorum daha fazla geriye gitmeden.

İnat uğruna faize ödediğimiz para, yanlış finansmandan yollara, köprülere ve havaalanlarına ödenen ücretler, yolsuzluk ile zimmete geçirildiği iddia edilen tutarlar.

Bi düşünün, Kaç protez alır, kaç çocuğu tedavi ettirir ve kaç çocuk kırtasiye stresinden kurtulur.

Hak görüyor, hak yeniyor ve hak devreye girmiyor ve Hak'ka havale ediyoruz sadece.

Artıyor içimde ki Hak'sızım ve hak sahibinin hak ettiğini alacağı hak anını bekliyorum sadece.

Dertleştim sadece Hakkınızı helal edin...