Yoksulluk, olanaklar üzerinde kontrol eksikliği, kötü sağlık ve beslenme koşulları, barınma sorunları, su ve sağlık olanaklarına eksik ulaşım, eğitim ve beceri noksanlığı, kriz ve şoklara karşı savunmasızlık, suç ve şiddet, politik özgürlük ve ses noksanlığı gibi birçok olguyu içinde barındıran çok yönlü bir fenomendir.

Türk-İş 'Açlık ve Yoksulluk Sınırı' araştırmasının 2022 Temmuz ayı sonucuna göre dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı, bilinen adıyla açlık sınırı 6 bin 840 TL’ye yükseldiğini, Gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı diğer asıyla yoksulluk sınırı ise 22 bin 279 TL’ye çıktığını belirtmiştir. Bekâr bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ ise aylık 8 bin 929 TL’ye yükseldi.

TÜİK’in açıkladığı dar tanımlı işsizlik verilerine göre 15-24 yaş arasındaki her 100 gençten 25’i işsiz. Bunun içerisine mevsimlik işçileri, umutsuz işsizleri ve iş aramayıp çalışmaya hazır olanları dâhil ettiğimizde genç işsizlik oranı yüzde 40’ı buluyor. 15-24 yaş arasındaki üniversite mezunu genç nüfusta umutsuz olduğu için iş aramayanların sayısı 45 bini buldu. Bu sayı 2019 yılında 25 bindi. Öte yandan iş aramayıp bir iş olsa çalışırım diyen üniversiteli işsizlerin sayısı ise 97 bini aştı. 2019 yılında 41 bin üniversite mezunu genç iş işsiz işgücü anketlerinde iş aramayıp çalışmaya hazır olduklarını söylemişti. Daha vahim olan tablo ise işsizlik verilerinin detaylarına bakınca ortaya çıkıyor. 15-29 yaş arasındaki 5 milyon 702 bin genç ne eğitimde ne de istihdamda yer alıyor. 25-29 yaş arasındaki her 100 gençten 39’u ne eğitimde ne istihdamda yer alıyor.

Devlet eliyle zenginleştirilen iktidara yakın isimlerin, çocukları şatafat içinde yaşarken diğer tarafta ise insanlar Pazar artıklarından beslenmeye çalışıyor, milyonlarca genç çalışabileceği bir iş bulamıyor. Gün geçmiyor ki ülkeyi her alanda derin bir krize sürükleyen iktidarın yol açtığı yıkımın fotoğrafları ekranlara düşmesin, her yaşayan vatandaş gibi bende hayretler içinde kalıyorum. Allah-din- abdest-namaz- kuran döngüsünde bir siyaseti yapan bu kişiler, Allah’ın karşısında secde de nasıl durabiliyorlar ki: Allah daima kalplerimizde olan bizi gören, duyan, işiten.. Nasıl vicdanen bu kadar kör oluyor anlamıyorum.

Üniversiteden mezun olan gençlerin önemli bir bölümü kendi alanlarında iş bulamıyor ve vasıfsız iş gücü şeklinde çalıştırılıyor. Kendi mesleklerinde istihdam edilenlerse deneyimsiz oldukları için düşük ücret ve sigortasız işlere mahkûm ediliyor.

Toplumsal yapının devlet aracılığıyla sistemle uyumunun sağlanmasına yönelik olarak eğitim ve sağlık alanlarındaki iyileştirmeler, sosyal yardımlar, sosyal güvenlik, taban fiyatı uygulamaları gibi programlarla öne çıkan sosyal politika önlemleri veya refah devleti yaklaşımı son 20 yıldır git gide gerilemektedir.

Bu önlemler, rekabetçi piyasa mantığı içinde yavaş yavaş uygulamadan küresel olarak tabi ki de kaldırılmaktadır. Sosyal devletten kopuş ise, piyasa dışı kalan unsurların yoksullaşmasını ve şiddete yönelmesini beraberinde getirecektir.

Yoksulluk birçok farklı şiddet türünün ortaya çıkmasında etkili olan bir olgu iken, şiddet de toplumun kaynaklarını emerek kitleleri yoksulluğa sürüklemektedir. Ancak yoksulluğu yalnızca şiddete veya şiddeti yalnızca yoksulluğa bağlamak mümkün değildir. Hem yoksulluğun ve hem de şiddetin doğal, toplumsal, ekonomik birçok nedeni bulunmaktadır. Yine de yoksulluğa yol açan nedenler incelendiğinde en önemli nedenlerden birinin şiddet olduğu, şiddete yol açan etkenler incelendiğinde en önemli etkenlerden birinin yoksulluk olduğu ortaya çıkmaktadır.

Bu iki olgu belli şartlar altında birbirini beslemekte ve ortaya yoksulluk şiddet döngüsü çıkmaktadır. İnsanlık onuru ile bağdaşmayan yoksulluk ve şiddet olgularına karşı, temel insan hak ve özgürlüklerinin gerçekleştirilmeye çalışıldığı sosyal içerikli önlemler, sosyal politika uygulamaları ve ekonomik tedbirler ile mücadele edilebilir.

Yapılan akademik araştırmalar ortaya koymuştur ki; yoksulluk, erkeklerin aile içinde kadına uyguladığı şiddeti artırmakta ve süreklileştirmektedir. Kadına yönelik aile içi şiddetle mücadele için geliştirilecek sosyal politikalarda ve çözüm önerilerinde şiddeti ortaya çıkaran nedenlerin ve şiddeti artıran etmenlerin bütüncül ve disiplinler arası bir bakış açısıyla doğru bir biçimde anlayarak değerlendirilmesi gereklidir. Bu bağlamda, yoksulluktan kaynaklanan aile içi şiddetle mücadelede şiddetle birlikte yoksulluk ve yoksulluğa yol açan nedenlerle de mücadele edilmelidir.

Bu noktada tüm, özellikle yoksul vatandaşlar için sosyal güvenlik uygulamalarının sağlık başta olmak üzere içerik olarak toplumsal cinsiyet eşitliği temelinde geliştirilip yaygınlaştırılması gereklidir. Günümüzdeki yoksulluğun temel nedenleri işsizlik ve düşük gelirli, eğreti işlerdir. İşsizlik ve düşük gelirli, eğreti işlerin ortaya çıkmasında uygulanan makro-ekonomi politikaları kadar başta eğitim olmak üzere uygulanmayan sosyal politika önlemleri de etkilidir. İşsizlikle mücadelede aktif ve pasif istihdam politikalarının, insan onuruna yakışır işlerin yaratılmasını sağlayacak makroekonomik politikalarla birlikte uygulanması önemlidir.

Uygulanacak aktif istihdam politikalarında, özellikle kadınların işgücü piyasalarında istihdam edilebilirliklerini artırıcı eğitim ve mesleki eğitim olanaklarına yönelik düzenlemelerin yapılmasına dikkat edilmelidir.

https://beyondtohuman.com