ERKEN HABER - Goethe Enstitüsü'nde düzenlenen etkinlikte, Fransa'nın Ankara Büyükelçisi Herve Magro ve Almanya'nın Ankara Büyükelçisi Jürgen Schulz da konuşma yaptı.

Fransız Büyükelçi Magro, Elize Anlaşması'nın yıl dönümü kutlamalarının her yıl sadece Berlin ve 22 Ocak'ta iki ülke hükümetlerinin bir araya geldiği Paris'te değil, Fransa ve Almanya'nın çeşitli ülke başkentlerindeki büyükelçiliklerinde düzenlenmesinin bir gelenek haline geldiğini belirtti.

Magro, aradan geçen yıllara rağmen yıl dönümü kutlamalarının iki ülkenin siyasi ve diplomatik takviminde önemli bir yer tutmaya devam ettiğini aktararak, bu geleneği Kovid-19 salgınının ardından Türkiye'de yeniden tam anlamıyla yerine getirilebildiği için mutlu olduğunu dile getirdi.

Bu kutlamanın her şeyden önce Fransa ve Almanya arasındaki barışmanın başlangıç noktası ve birçok açıdan Avrupa'nın inşa tarihinde kilit önem teşkil ettiğini kaydeden Magro, "Bu, iki ülkenin tarihinde istisnai bir yere sahip anın kutlanmasıdır." dedi.

Magro, söz konusu anlaşmanın ruhunun Fransa ve Almanya açısından olduğu kadar Avrupa ve küresel boyuttaki meseleler açısından da önemli olduğuna dikkati çekerek, "Bunlara bir çözüm bulmak için Elize Anlaşması'nın ruhundan istifade edilebilir. Bu Fransa ve Almanya arasındaki dostluğun ve gücün göstergesidir." ifadelerini kullandı.

- İki ülke arasındaki dostluk gelecek nesillere aktarılıyor

Alman Büyükelçi Schulz ise 1963'te Elize Anlaşması'yla Alman ve Fransız halkı arasındaki barışın mühürlendiğini vurgulayarak "Bu (anlaşma) Avrupa'da iki ülke arasındaki hem siyasi hem insani açıdan özel ve örnek alınacak bir dostluğun başlangıcıydı." diye konuştu.

Madama Butterfly'ın öyküsü, İzmir'de sahnelenecek Madama Butterfly'ın öyküsü, İzmir'de sahnelenecek

Schulz, bu dostluğun gelecek nesillere aktarıldığını ve aktarılmaya devam edeceğini belirterek 2 gün önce Paris'te anlaşmanın 60. yıl dönümünün kutlandığını, Almanya'dan Başbakan Olaf Scholz'un, 19 bakanın ve Federal Meclis'ten 120 milletvekilinin davete katıldığını belirtti.

"Frantz" filminin Birinci Dünya Savaşı sonrası dönemi ve iki halk arasındaki çatışmaları işlediğine değinen Schulz, iki halkın da birbirini ezeli düşman olarak nitelendirdiğini ifade etti.

Schulz, söz konusu filmin dostluk ve aşk gibi insani yönleri de ele aldığını, halkların birbirinin diline ve kültürüne olan ilgisini de gösterdiğini aktardı.

Schulz, film gecesi için Goethe Enstitüsüne teşekkürler ederek, izleyiciyi düşünmeye sevk eden bir akşam diledi.

Büyükelçilerin konuşmasının ardından François Ozon'un "Frantz" adlı filminin gösterimi yapıldı, resepsiyon verildi.