Türk Dünyası'nın abide şahsiyeti Azerbaycan'ın 2. Cumhurbaşkanı Ebulfez Elçibey ölümünün yıl dönümünde anılıyor.

ERKEN HABER - Anıtkabir'e gerçekleştirdiği ziyarette de hatıra defterine, "Ey büyük Türk, büyük komutan. Sizi ziyaret etmekle kendim ve milletim adına onur duydum. Senin askerin Elçibey" ifadelerini yazan Türk dünyasının bilge şahsiyetlerinden Azerbaycan'ın ikinci Cumhurbaşkanı Ebulfez Elçibey, ölümünün 22. yılında anılıyor.

Mücadelesi, Türk dünyasına olan inancı, siyasi yaşamı ve bıraktığı eserleri ile Ebulfez Elçibey 20. yüzyılın en büyük devlet adamlarından ve ideologlarından biri. Elçibey, Azerbaycan’ın demokratik yolla seçilen ilk Cumhurbaşkanıdır.

Ebulfez Elçibey, 7 Haziran 1992 tarihinde Ayaz Muttalibov’un kısa süren cumhurbaşkanlığının ardından, bağımsız Azerbaycan Cumhuriyeti’nin ikinci cumhurbaşkanı oldu. Yaşamı boyunca, Türk dünyasının birleşmesi ve kardeşliği için mücadele eden Elçibey, bu yönde “Bütün Azerbaycan Yolunda” isimli bir kitap da çıkarttı.

Elçibey, ömrü boyunca Türkiye ve Azerbaycan halklarının ve Türk coğrafyasının birliği yolunda mücadele eden abide bir şahsiyetti.

Ömrünü Türk dünyasının hür ve bağımsızlığına adayan Elçibey, bütün ömrünü Sovyet hakimiyeti altında bulunan halkların, istiklale ve hürriyete kavuşması için mücadele ile geçirdi.

Azerbaycan’da görevde olduğu süre boyunca Rus ordusunun Azerbaycan’dan çıkartılması, milli para birimi, Kiril alfabesinden Latin alfabesine geçilmesi gibi yeniliklere imza atmıştı. Türk dünyasının unutulmaz liderlerinden Elçibey, 22 Ağustos 2000’de tedavi gördüğü Ankara Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) Hastanesi’nde hayatını kaybetti.

Ebülfez Elçibey, Cumhurbaşkanlığı döneminde Türkiye ile yakınlaşmayı Azerbaycan dış politikasının önceliği haline getirdi.

Cumhurbaşkanı olduktan sonra ilk yurt dışı ziyaretini 24-27 Haziran 1992'de Türkiye'ye gerçekleştiren Elçibey, TBMM'de yaptığı bir konuşmada takip ettiği yolun "Mustafa Kemal'in yolu" olduğunu vurguladı.

Anıtkabir'e gerçekleştirdiği ziyarette de hatıra defterine, "Ey büyük Türk, büyük komutan. Sizi ziyaret etmekle kendim ve milletim adına onur duydum. Senin askerin Elçibey" ifadelerini yazdı.

NATO, müttefiklerin silah stoklarını hızla doldurmasını bekliyor NATO, müttefiklerin silah stoklarını hızla doldurmasını bekliyor

MİLLİYETÇİLİK SUÇUNDAN HAPİS YATTI

Elçibey, 1957-1962 yılları arasında Azerbaycan Devlet Üniversitesi Doğu Dilleri Enstitüsü, Arapça bölümünde okudu. Öğrencilik yıllarında Azerbaycan tarihini ve Azerbaycan devrim tarihini öğreten dernekler kurdu. 1963-1964 yılları arasında Mısır'da tercümanlık yaptı. 1970'lerde ise ülkesinin bağımsızlığı için çalışmaya başladı. Bu yüzden 1975'te 'milliyetçilik suçu'ndan bir buçuk yıl hapis yattı.

AZERBAYCAN HALK CEPHESİNİ KURDU

Azerbaycan'ın bağımsızlık mücadelesinin içinde yer alan Elçibey, 1977'den itibaren, Azerbaycan Ulusal Bilimler Akademisi'nde el yazmaları enstitüsünde görev yürüttü. 1989'da Azerbaycan Halk Cephesi'ni kurdu ve başkan seçildi. Elçibey, 1991'de SSCB'nin dağılması ile bağımsızlığını kazanan Azerbaycan'ın 7 Haziran 1992'de ikinci cumhurbaşkanı seçildi.

CUMHURBAŞKANLIĞI YETKİLERİ ELİNDEN ALINDI

Elçibey'in görevden aldığı Suret Hüseynov, Azerbaycan'ın 2. büyük şehri Gence'de Haziran 1993'te ayaklanma başlattı. İsyan nedeniyle köyüne giden cumhurbaşkanı, 2 hafta sonra geri dönmeye çalışmasına rağmen şahsi koruması tarafından uçağı kurşunlandı ve Nahçıvan'dan çıkış yolu kapatıldı. Ardından 4 yıl Keleki'nin abluka altında olması nedeniyle oradan ayrılamamış ve 4 yıl 4 aydan sonra Bakü'ye gelebilmiştir. Bu olaylar sonucu cumhurbaşkanlığı yetkileri Haydar Aliyev'e devredildi. Ağustos 1993'te referandum ile Elçibey'in görevi resmen geri alındı ve Ekim ayındaki seçimlerde Haydar Aliyev %99 oyla cumhurbaşkanı seçildi.

AZERBAYCAN İLE TÜRKİYE'NİN BİRLEŞMESİNİ İSTEDİ

Azerbaycan ile Türkiye'nin birleşmesini savunan Elçibey, işgal altındaki Türk topraklarını birleştirme ülküsüne hayatını adamış bir liderdi. Elçibey ölmeden önceki son röportajında da, "Türkiye ile Azerbaycan birleşmelidir" dedi.

İNGİLİZ GAZETECİYE VERDİĞİ BOZKURT CEVABI

Elçibey, İngiliz gazetecinin tarafından sorulan, ‘Bozkurt neden Türklerin simgesi’ şeklindeki soruya, bütün Türk dünyasının takdirini toplayan bir cevap veriyor.
İşte Elçibey ve İngiliz gazeteci arasında geçen o konuşmanın hikayesi:
Bir röportaj sırasında İngiliz televizyoncunun dikkatini duvardaki Hilâl ve Bozkurt çeker.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı Elçibey’e bunun ne olduğunu sorar:
”O Bozkurt’tur.” der Elçibey ve ekler.
”O gördüğünüz Türk Milleti’nin sembolüdür totemidir.”
İngiliz televizyoncu biraz düşündükten sonra özür dileyerek tekrar sorar;
”Ne için kendinize vahşi ve yırtıcı bir hayvanı sembol olarak seçtiniz?
Elçibey’in cevabı:
”İngilizler’in sembolü olan aslan hayvanların kralıdır değil mi?
Ancak bu kral dediğiniz hayvana sirklerde 3 kg sosis verip yanan halkaların içinden sağa sola zıplatırsınız...
Vahşi ve yırtıcı dediğiniz Bozkurt’a bunu yaptıramazsınız.
O, özgürlüğünü ve onurunu hiçbir şeye değişmez.
Bozkurt’u zincire vurup kafese atsanız bile ya üzüntüden ölür ya da zincir ve kafesi parçalayıp gider.
Onu yok edebilirsiniz.
Onu öldürebilirsiniz ama sindirip esir edemezsiniz.
Bozkurt'u kendinize tâbi kılamazsınız.
İşte bu nedenle Türkler kendilerine mücadele sembolü olarak Bozkurt’u seçmiştir.”