Ah hayat!
Bana can veren kadın; Nurhayat.
Ne büyük kıyat.
Nedir hayat?
Kimi gün süslü savat,
Kimi acımasız ve berbat,
Kimi söversin ana avrat.
Kimi gün idare- i maslahat
Aslına bakarsan hilaf-ı hakikat.
Dünya ifrat, âdem fesat.
Tükenince hasılat, eskiyince hurufat, arkası afat istibdat
Azami nazar-ı dikkat.
Az karbonhidrat.
Kaydıihtiyat.
Didişme hayatla, boşa çatapat, laklakiyat.
Unutma, zaman çok hamarat.
Çökünce göze duman bozulur külliyat
Kalmaz muhteviyat, her yer astigmat
Artınca harabat, değişince gidişat
50’den sonra bir avuç müstahzarat.
Zayıflar belagat.
Birkaç ameliyat.
Her tat bayat, surat haşat
Sonrası pişmanlık, bol hayır hasenat
Zorlarsan, sonun Hacivat
Değişen fıtrat ömre barikat
Kaldır at.
Kesilir herkesle muhaberat
Kalmaz lisaniyat
Heyhat!
Ölmek mi?
Ne gam!
Mukadderat.
Acı hissiyat, birkaç cemaat, kıraat, biraz hıçkırık, feryat
Birkaç mertek iki taş müştemilat.
Sonrası ıskat.
Ebedi istirahat.
Geriye kalan çokça hatırat.
Budur hem kaydıhayat hem ömrühayat.
(Macit Gürbüz)
Bugün benim doğum günüm, 59’u ikmal ettik 60’a merhaba dedik. Yaşlanıyoruz vesselam.
Kalemim döndüğünce şu hayat denen bulmacayı çözmeye çalıştım yukarıdaki satırlarla.
Herkese sağlık huzur ve mutluluk dolu bir ömür diliyorum.
Yorulmayasınız.