ERKEN HABER - Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, 28 Şubat davasında hükümlü olan ve Sincan F Tipi Cezaevi'nde bulunan emekli Korgeneral Vural Avar’ın yaşamını yitirmesiyle ilgili açıklamalarda bulundu.

Bozdağ, “Sayın Cumhurbaşkanımız Vural Avar'la ilgili özel af yetkisini kullanmak istediğini bana söyledi ve süreci başlatmamızı da istedi. Biz merhum Avar'a bu dileği ilettik. Fakat başlangıçta müracaat etmedi. Rahmetli oluşundan, yani çok az bir süre önce müracaatı oldu” dedi.

Katıldığı canlı televizyon yayınında konuşan Bozdağ, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a verilen özel af yetkisinin kullanımında, Adli Tıp Kurumu’na yönelik sınırlama getirileceğini söyledi. Bozdağ, konuyla ilgili Adli Tıp Kurumu (ATK) Genelgesi’nde değişiklik yapılacağını bildirdi.

Ölümünden 22 gün önce ATK’nin “cezaevinde kalabilir” raporu verdiği 84 yaşındaki Avar hakkında 3 ay önce Erdoğan’ın özel af yetkisini kullanarak talimat verdiğini söyleyen Bozdağ, şu açıklamayı yaptı:

“Vural Avar, Allah gani gani rahmet eylesin diyorum. Tabii ölen herkesi için taziye bizim geleneğimizde var. Eşi hanımefendiye, ailesine de başsağlığı diliyorum. Ama burada da şunu ifade etmekte fayda var; Sayın Cumhurbaşkanımız Vural Avar'la ilgili özel af yetkisini kullanmak istediğini bana söyledi ve süreci başlatmamızı da istedi. Biz merhum Avar'a bu dileği ilettik. Çünkü müracaat etmesi gerekiyor sürecin başlaması için. Fakat başlangıçta müracaat etmedi. Rahmetli oluşundan, yani çok az bir süre önce müracaatı oldu. Biz hemen işlemleri başlattık. Ve süratle işlemlere tekemmül ettirmeye sürdürürken bu arada rahmete kavuştu. Yani bu noktada yapılan eleştiriler tabii bilmeden yapıldığı için onlara bir şey demiyorum. Zaten Sayın Cumhurbaşkanımız bundan 3 ay önce talimat verdi. Yani biz kendi ilettiğimiz vakit ilgili görevli arkadaşlarımız kendilerine ilettiler bunu. Yani muhterem eşinin de bu olaydan bilgisi olduğunu tahmin ediyorum. Şimdi haber haberdar oldular. Ve o dönemde 3 ay yaklaşık diyorum yani süreç işlemiş olsaydı bu sürede işlem tekamül ederdi. Ama maalesef süreç başlamadı. Tabii neden başlamadı, kendi neden böyle bir yol izledi onu bilemiyorum. Fakat sonunda müracaat etti. Biz ilettiğimizde müracaat etmedi. Ama daha sonra müracaat etti ama müracaat ettikten sonra da biz süreci hızlıca başlattık. Fakat daha süreci bir hafta olmadan kendisi rahmete kavuştu. Yani bu noktada Sayın Cumhurbaşkanımızın hassasiyeti en üst noktadadır.”

“ATK, NEREDEYSE CUMHURBAŞKANI’NIN YETKİSİNİ KULLANIYOR”

Erdoğan’ın özel af yetkisinin kullanılmasına yönelik ATK sınırlandırması olduğunu söyleyen Bozdağ, “Sadece onun ilgili değil. Başka da bazı böyle durumlar var. Onları açıklamak istemem. Ama her defasında tabii Adli Tıbbı'n raporu gerekiyor. Maalesef Adli Tıp'tan bu yönde olumlu raporlar çıkmadı. Adli Tıp ile ilgili bizim bir iç genelgemiz var. O genelgeyi çalıştırıyorum. Önümüzdeki günlerde bu genelgeyi yürürlüğe koyacağız. Çünkü adeta Adli Tıp, Cumhurbaşkanımızın özel af yetkisini kendi neredeyse kullanan bir uygulaması var. ‘104’ün kapsamına girer, girmez’ diye bir değerlendirme yapıyor. Halbuki 104’ün kapsamındaki özel af yetkisi Anayasa cumhurbaşkanına bırakmış. Takdir ona ait. Ama ne diyor? Sürekli hastalık, engellilik ve kocamışlık hali. Adli Tıbbın yapması gereken şey sürekli hastalık, kocamışlık ya da engellilik hallerinden biri ya da birkaçı var mı? Bunun teşhis ve tespitini içeren bir rapor vermesi icap eder. Ama öyle yapmıyor Adli Tıp. 104. madde kapsamına girer girmez diye rapor veriyor. 104. madde ilgili fıkrasında sürekli hastalık, sakatlık ve engellilik nedeniyle hükümlerin cezasını azaltmak ya da tamamen kaldırmak. Yani özel af dediğimiz bir af yetkisini cumhurbaşkanına tanıyor” diye konuştu.

Çorum'da ev yangını: 1 ölü, 3 yaralı Çorum'da ev yangını: 1 ölü, 3 yaralı

Bozdağ, konuyla ilgili ATK Başkanı’yla görüştüğünü belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Ama maalesef Adli Tıp bu konuda raporlamalarda farklı sonuçlar çıkıyor. O yüzden de biz neden kaynaklanıyor bu? Konuştum ilgili daire başkanımızı çağırdım, ‘Buradaki sorun ne dedi? Nereden kaynaklanıyor? Biz onu çözelim. Yasal bir düzenleme var mı yok mu?’ Bizim iç genelgemizi işaret etti. Biz de o iç genelgede gerekli değişiklikleri yapıyoruz. Bu hafta da inşallah iç genelgeyi de yayınlayacağız.”

“CEZAEVİNDE KALABİLİR RAPORU GELİNCE İÇİM SIZLIYOR”

ATK’nin, hasta mahpuslar hakkında verilen raporlar hakkında ‘içinin sızladığını’ söyleyen Bozdağ, “Onları dinleyince de onlara da bir şey diyemiyorum” ifadelerini kullanarak şu açıklamayı yaptı:

"Adli Tıp Kurumu'nu kanunundaki yetki sınırına çekiyor bu. Tabii bu gene Adli Tıp Kurumu'nun takdiri. Hükümet olarak bu konudaki takdiri hastalar lehine kullanılmasının çok doğru olduğuna inanıyorum. Diyelim içeride kanser tedavisi gören birisi var. Kanser tedavisinde moralin motivasyonun ne kadar önemli olduğunu bilen birisiyim ben. Böyle bir hasta 4. evre kanser tedavisi görüyor ve Adli Tıp Kurumu'ndan rapor geliyor. ‘Bu tek başına hayatını devam ettirebilir. Veyahut da şöyle olur, böyle olur’ diye gelince benim içim sızlıyor. Ben bundan rahatsızım. Kendi kendini hayatını idame ettiremeyecek insanlar var. Örneğin pantolonunu çıkarıp giymekte zorlanan insanlar var. Ama ‘İçeride kalabilir’ diye raporlar geliyor. Ben de çağırıp soruyorum; ‘Ya bu adam nasıl içeride kalacak? Pantolonlu çıkarıp giyemiyor.’ Bilmelerini isterim ki aziz vatandaşlarımızın kendilerinin bize ilettiği, yönettiği eleştirilerin hepsinin bu işin muhataplarına biz iletiyoruz.

Bugün Adli Tıp Kurumu üzerinde bu konuları özellikle ifade etmek istiyorum ki kamuoyu önünde de bunu ifade etmek istedim. Hastalıkların teşhis ve tespiti konusu orada olacak. Onlar takdir edecek. Hepsinden bağımsız. Tabii burada Sayın Cumhurbaşkanımıza ulaşanlar oluyor. Oradan da kamuoyundan yansıyor, medyaya yansıyor, başka yere yansıyor. Orada da takip ediliyor bu hasta hükümlülerinin durumu ve oradan da bize intikal ediyor.

Biz her defasında bu sürecin sağlıklı ve hastaların lehine olması için gerekeni yapıyoruz ve yapmak için de çırpınıyoruz adeta. Ama rapor çıkmayınca savcının yapacağı bir şey yok. Cezaevi idaresinin yapacağı bir şey yok. Raporu verenler de ‘Tıbbın kuralları bunu gerektiriyor’ diyor. ‘Biz kuralla bağlıyız’ diyor. ‘Tıbbın kurallarına göre bu böyle’ diyor. Onları dinleyince de onlara da bir şey diyemiyorum. Ama ben bütün bunlara rağmen ‘Siz gene de takdir hakkınızı hasta lehine kullanmakta eğer böyle bir takdire kalıyorsa siz ortada kaldığınız her yerde bunu hastalar lehine kullanmakta fayda olduğunu’ da kendilerine açık açık söyledim. Buradan da Türk milletinin huzurunda söylüyorum"