ERKEN HABER - Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, parti genel merkezinden düzenlediği basın toplantısında, gündeme ilişkin konuları değerlendirdi.

Karamollaoğlu, Altılı Masanın cumhurbaşkanı adayı konusunda seçim tarihinin beklendiğini, seçim tarihi açıklandıktan sonra ortak adaylarını kamuoyu ile paylaşacaklarını bildirdi.

Karamollaoğlu'nun konuşması şöyle:

"Bildiğiniz gibi 1Ekim'de, TBMM'de Yeni Yasama Dönemi başladı... Ardından da 2 Ekim'de, yeni bir başlangıç ve inşa süreci için bir araya gelen 6 siyasi partinin liderleri olarak, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun ev sahipliğinde yeni dönemin ilk toplantısını gerçekleştirdik.

İlk kez bir araya geldiğimiz 12 Şubat'tan bugüne, samimiyet ve kararlılıkla yolumuza devam ediyoruz. Ben burada sizlerin huzurunda, bir kez daha değerli genel başkanların her birine, süreç boyunca gösterdikleri nezaket, gayret ve samimiyet için teşekkür ediyorum.

Bizim en ufak bir tereddütümüz yoktur, 85 milyon insanımız da müsterih olsun: Ortak akılla belirleyeceğimiz ortak Cumhurbaşkanı adayımız Türkiye'nin 13. Cumhurbaşkanı olacaktır! Ayrıca TBMM aritmetiğinde de çoğunluğu elde ederek, ülkemizin tüm problemlerine hızlı ve kalıcı çözümler üreteceğiz.

8. Olağan Büyük Kongremiz

Muhterem arkadaşlarım, değerli basın mensupları; geçtiğimiz hafta ayrıca partimiz açısından da önemli toplantılarımızı gerçekleştirdiğimiz ve önemli kararları aldığımız bir hafta oldu.

YİK, GİK ve İl Başkanları Toplantılarımız gerçekleştirildi ve toplantılarımızın ardından Saadet Partimizin 8. Olağan Büyük Kongresi'nin 30 Ekim Pazar günü geniş bir katılımla, coşku ve heyecanla gerçekleştirme kararı aldık.

"Seçimlere ve İktidara Hazırlık" çalışmalarımızı taçlandıracağımız bu kongremizin partimize, milletimize ve ülkemize hayırlar getirmesini temenni ediyorum.

-Türkiye’nin ihtiyacı olan adalet, refah, huzur ve kardeşliği tesis etmek için,

-İnsanların içinde giderek sönmekte olan umudu yeniden diriltmek için,

-Doğduğu ve doyduğu topraklara gün be gün küsen gençlerimizi yeniden bu ülkeyle barıştırmak için,

-Baskı, hukuksuzluk, ekonomik kriz ve sosyal adaletsizlik nedeniyle bunalan toplumumuza rahat bir nefes aldırmak için,

-Çalıştığı halde her geçen gün daha da yoksullaşan; geleceğinden endişe eden memurlarımızın, esnafımızın, çiftçimizin, asgari ücretli emekçilerimizin ve emeklilerimizin alın terinin hakkı için,

-Geçmişte örselenen, bugünse korkutulmaya çalışılan toplumumuzun tüm kesimleri için,

-Özetle; “insanca yaşam”ın mümkün olduğu, insanca yaşanan bir Türkiye için, her zamankinden çok daha kararlı ve azimli bir şekilde yolumuza devam edeceğiz.

 81 il ve 973 ilçemizden teşkilat mensuplarımızın ve vatandaşlarımızın katılımıyla gerçekleştireceğimiz kongremiz, heyecanımızı pekiştireceğimiz, azim ve gayretimizi daha da artıracağımız bir kongre olacaktır.

İnanıyoruz ki, yeni dönemde iktidarın güçlü bir aktörü olacak Saadet Partimiz, bu kongre ile birlikte çok daha güçlenecektir.

Bugün buradan, siz değerli basın mensuplarımızı, kıymetli teşkilat mensuplarımızı ve aziz milletimizi kongremize davet ediyor, çalışmalarımızın hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.

 Her Alanda Yozlaşma Söz Konusu

Biz tüm bu çalışmalarımızı sürdürürken, amacımız Türkiye'nin mahkum edildiği bu “tek adam rejimi”ne dayalı, sorumsuz, müsrif sisteme artık bir son vermektir.

Bu sistemde, liyakatsiz görevlendirmeler sebebiyle her alanda yozlaşma, bozulma, çürüme söz konusudur. Bu alanların başında da ne yazık ki adalet ve ekonomi gelmektedir.

Ülkesini seven, yaptıklarının sorumluluğunu idrak ve kabul etme seviyesinde olan bir iktidarın, bu denli başarısızlık ve milletimizi mahkûm ettiği yoksulluk ve hayat pahalılığı karşısında bir an bile iktidarda durmaması, ceketini alıp “Ben bu işi başaramadım.” diyerek çekip gitmesi gerekir! Nerede o basiret!

Peki, şu anda ne oluyor? İktidar bırakın yanlışını kabul edip, sorumluluklarının hesabını vermeyi, yaptığı tüm bu yanlışları başarı öyküsü olarak pazarlamaya çalışıyor.!

Sorunları ya dış güçlerin ekonomiye saldırısına ve iç güçlerin işbirlikçiliğine veya süfli hayat isteklerine ve şükürsüzlüğe bağlıyor; sözde Türkiye'ye özgü ekonomi modellerinden bahsediyorlar.

“Türkiye Ekonomi Modeli” diye isimlendirdikleri bu ucube model ile bakın güzel ülkemizin ekonomisi hangi noktaya getirildi, birlikte bakalım;

-TÜİK’in açıkladığı son verilere göre yıllık enflasyon % 83,4’e ulaştı. Bağımsız araştırma gruplarının ortaya koyduğu rakamlar ise çok daha vahim: % 186,27!

-Bu oranla G-20 ülkeleri içinde, iflas etmiş Arjantin’in bile gerisinde, en yüksek enflasyona sahip ülkeyiz, ayrıca 1998’den bu yana da en yüksek enflasyon oranı ile tanıştık.

-5 Ekim 2021 tarihinde 8 lira 85 kuruş olan doları, tam bir yılda yaklaşık 19 liraya çıkardılar.

-2021 Eylül ayı sonu itibariyle 7 lira 30 kuruş olan mazotun bir litresini, Eylül 2022 sonu itibariyle 23 lira 23 kuruşa çıkardılar. Ayrıca yeni bir zam daha geleceği haberi verildi...

-2021 yılı Eylül ayında 152 lira olan 12 kg’lık mutfak tüpünün fiyatını, Eylül 2022 itibariyle 316 liraya çıkardılar. Hep %100'ün üzerinde bir artış var dikkat ederseniz...

-2021 yılı Eylül ayı itibariyle Ankara’da metreküpü 2 lira 32 kuruş olan doğalgazı, 2022 Eylül itibariyle 5 lira 69 kuruşa çıkardılar.

-Et, süt, yağ, şeker, un gibi mutfağın zorunlu ihtiyaçlarından bir kısmına dar ve orta gelirli vatandaşlarımız ulaşamaz oldu.

-Dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 7250 TL oldu. Bu rakam asgari ücretin 1750 lira daha üzerinde.

-Yoksulluk sınırı asgari ücretin dört katını aştı ve 23 bin 600 liraya yükseldi... Maalesef ülkemizi, dar gelirli vatandaşlarımız için yaşanmaz hale getirdiler.

-Maalesef geleceğimize de ümitle bakamıyoruz. Ülkenin bugünü değil, yarınları da borçlarla, kamu özel işbirliği projeleri ile ipotek altına alındı. Son aldığımız haber; Rusya'ya olan doğalgaz borcumuzun ertelenmesini istiyoruz. Fakat vatandaş bu parayı ödedi zaten! Bu ne demek oluyor? Vatandaştan aldığı parayı, yerinde harcayamıyor, başka yerlerde tüketiyor ve borcu da böylelikle artırmış oluyorlar!

-Ülkenin temerrüde düşme risk primini (CDS) tarihi seviyelere çıkardılar

-Bu ucube modelle, dış ticaret açığı, her geçen gün büyümeye devam ediyor..

-Önümüzdeki bir yılda vadesi dolacak olan dış borç miktarı tam 182 milyar dolar!

-Yani ülkemizi hiç olmadığı kadar “kırılgan” ve dış ekonomik etkilere açık hale getirdiler. Ülkenin ekonomik güvenliğini riske attılar. Her tarafı bereket fışkıran ülkede tarımı bitirdiler. Ayçiçeğinden buğdaya kadar pek çok temel üründe ülkeyi dışa bağımlı hale getirdiler.

Utanılması Gereken Tablo İle Övünüyorlar

Muhterem arkadaşlarım, tüm bunlardan daha vahim olan husus ise şudur; 20 yıldır iktidarda bulunanlar, bir de utanılması gereken bu ekonomik tablo ile övünmeye yelteniyorlar!

Övündüğünüz ucube “Özgün Ekonomi Modeli”nin bizlere neye mâl olduğunu sizlere arz ettim

Lütfen, bu ucube modelin önündeki “Türkiye” ibaresini kaldırın; bize yakışmıyor bu! Türkiye, ne bu modeli, ne de bu modelin mucitlerini hak ediyor!

Ama ne yazık ki, bu kadar açık olan başarısızlıklarını bile başarı gibi gösterme gayretinden de bir türlü vazgeçmiyorlar. Kamu kaynakları ile beslenen havuz medyası sayesinde iktidar, her türlü başarısızlığının üstünü örtmeye çalışıyor. Ama beyhude! Milletimiz söze değil, bizzat yaşantısına bakıyor.

Önümüzdeki dönemde pazarlanacak yalan da şimdiden hazır: Baz etkisi ile 2022 Aralık ve 2023 Ocak ayı itibariyle enflasyon oranında düşüş yaşanması söz konusu olabilecektir. Yani yıllık enflasyon %80’li seviyelerden %50’li seviyelere inerse, bu durum büyük bir başarı olarak takdim edilecek ve pazarlanacaktır! “İşte bakın yeni, özgün ekonomi modelimizin başarısı. Faizi indirdik, enflasyon indi.” diyecekler.

Enflasyonu Başarı Olarak Pazarlayacaklar

Peki, olan nedir? Hayat pahalılığı indi mi? Mallar ucuzladı mı, daha da mı arttı?

Mutfaktaki yangın söndü mü? Dar gelirlinin alım gücü arttı mı? Hayır.

Ama enflasyon %80’lerden %50’ye indi! Bunun anlamı şudur: Daha önce 100 lira olan ve %80 enflasyon ile 180 lira olan ürün bu kez %50 daha artarak 270 liraya çıkacak.

İşte düştü diye pazarlayacakları enflasyonun, vatandaşın sırtına binen yükü bu örnekte ilave 90 lira olacaktır.

%80 enflasyonun üzerine binmiş bir %50 enflasyondur. Yoksa %30 düşen fiyatlar değil.

Seçim öncesi yüksek enflasyonu görünmez kılmak için de asgari ücrete ve maaşlara çok yüksek zamlar yapacaklar. Ancak bu zamlar da çok geçmeden eriyecek.

Ne yazık ki, geriye ise ücret-fiyat artışı sarmalı ve yığınla sorun kalacak. Sonra da yine çıkıp; ağdalı ve anlaşılmaz cümleler kurmaya devam edecekler.

Anlaşılmaz ifadeler, büyük sloganlar ve büyük vaatlerle günü kurtarmaya çalışacak, ekonomiyi düzelteceklerini zannedecekler...

İktidarın Vaatleri ve Ülkemizin Gerçekleri

Bir iktidarın sözüne güvenebilmek için önceki sözlerini ne ölçüde tuttuğuna bakmak gerekir.

Bir iktidarın yeni sözler vermeye, vaatlerde bulunmaya yüzü olması için daha önceki sözlerini tutmuş olması beklenir.

Peki, AK Parti iktidarı 2023 için geçmişte hangi sözleri verdi ve bu sözlerini ne kadar gerçekleştirdi? Bakınız;

1. Vaat: Dünyanın ilk 10 ekonomisi içinde yer almak.

Bu vaat yapıldığında dünyanın ilk 16 ekonomisi arasında idik, ancak şimdi 2023’te ilk 20 içinde olma mücadelesi veriyoruz. Özetle; bırakın bu sözü tutmayı, aksine daha da geriye gidildi.

2. Vaat: Enflasyonu tek haneli rakamlara kalıcı bir şekilde indirmek.

Portakal, Muharrem İnce'yi yalancılıkla suçladı Portakal, Muharrem İnce'yi yalancılıkla suçladı

TÜİK'in sipariş usulü hazırladığı rakam dahi %83,45! Yani hayaller tek haneli, ancak gerçekler üç haneli enflasyon!

3. Vaat: İhracatımızı 500 milyar dolara ulaştırmak.

İhracat hedefinin vaat edilenin yarısına bile erişmesi zor gözüküyor. 2022 yılı İlk dokuz ayı ihracat toplamı 165,6 milyar dolar.

Yıl sonuna kadar aynı hızda devam ederek, ihracat tutarının 220 milyar dolar civarında gerçekleşmesi söz konusu olacaktır.

4. Vaat: Kişi başına düşen milli gelirimizi 25 bin dolara yükseltmek.

Ancak şimdi, Cumhurbaşkanı imzası ile yayımlanan 2023-2025 Orta Vadeli Programda bu rakam revize edilerek, kişi başına gelirin 2023 sonu itibariyle 10.067 dolar olması öngörülüyor.

5. Vaat: En az 2 trilyon dolarlık bir ekonomi büyüklüğüne ulaşmak.

Yine 2023-2025 Orta Vadeli Programa göre; 2023 yılı milli hasıla tahmini 867 milyar dolar.

Sn. Erdoğan'ın sıkça kullandığı şekliyle ifade edersek; 2 trilyon dolar nire, 867 milyar dolar nire?

Allah aşkına, sürekli olarak rakamları revize etmesine rağmen, vermiş olduğu sözleri tutamayan 20 yıllık bir iktidarın, bir 5 yıl daha iktidarda kalmak için mantıklı bir gerekçesi olabilir mi?

Yaşanabilir ve Yeniden büyük Türkiye'yi Hep Birlikte İnşa Edeceğiz

Muhterem arkadaşlarım bizler, Saadet Partisi mensuplarıyız. Bulunduğumuz ortamlarda da elbette kendi görüşlerimizin kabul görmesi için büyük bir gayret gösteririz. Bizim hedeflerimiz belli...

Biz geçmişte Milli Görüş olarak, hangi iktidarda ortak olduysak; çok büyük hamleleri başardık.

Ve biz hiçbir zaman, "bu bizim fikrimizdir, mantıksız da görseniz buna uyun." diye bir telkinde bulunmayız.

Biz tekliflerimizi, herkesin kabul edeceği ve benimseyeceği teklifler olarak sunarız. Hatamız da varsa bunu kabul eder, hatada ısrarcı olmayız.

Fakat ideallerimizi gerçekleştirmek için de her türlü gayreti gösteririz.

İşte bu sebeplerle; Artık yeni bir başlangıç yapma ve 20 yılın sonunda geride bırakılan bu enkazı hızla ortadan kaldırma zamanı gelmiştir!

-Ekonomik yıkıma son verecek olanlar bizleriz.

-Maddi ve manevi kalkınma hamlesini başlatacak olan bizleriz.

-Şahsiyetli bir dış politikanın, güçlü ve öncü bir Türkiye'nin teminatı bizleriz.

-Kazanımlarımızın, temel hak ve özgürlüklerimizin teminatı ve bunları daha da ileriye taşıyacak olan bizleriz.

-TBMM başta olmak üzere, tüm kurumlarımızı ehliyet ve liyakat esasıyla yeniden işler hale getirecek olan bizleriz.

-Toplumsal kutuplaşmaya son vererek, 85 milyon insanımızın huzur, güven, düzen ve kazanç bulacağı "Yaşanabilir ve Yeniden büyük Türkiye"yi hep birlikte inşa etmekte kararlıyızç'