“Vatan hasreti öyle bir acıki her gün insanın ömründen ömür götürüyor.” diyerek başladı Ömer Amca söze. “Oğlum 1973 yılında geldim ben bu gavur ellerine ve ömrümü verdim bunlara ömrümü ama değmez oğlum memleket kadar güzeli var mı?” diye devam etti.

Almanya Türkiye arası günün her saati uçuş bulmanız mümkün. Ama çoğu İstanbul aktarmalı uçuş ve Ankara iş dünyası için büyük zaman kaybı. 

Ankara’ya direk gelen uçuşları Almanya’da yaşayan gurbetçilerimiz daha çok tercih ediyor.Hem ekonomik oluyor hem akrabaları yakın illerden gelip Esenboğa havalanından karşılayıp, araçla alabiliyor ya da uğurlayabiliyor.

Bu sefer Düsseldorf-Ankara uçuşunda direk uçuş vardı ve benim iş saatlerime çok uygundu.

Perşembe günü giderken uçak neredeyse yüzde 90 emekli gurbetçimizi misafir ediyordu ve kabin içi bagajlardan kışlık hazırlıklarını yapmış olduklarını ve kışı orada geçireceklerini anlamak zor değildi.

Alan transferlerinde ise birazda bagaj ve yön destek amaçlı olacak ki çok fazla tekerlekli sandalye ile asiste edilmek isteyen oluyor. Bu aşamadan itibaren gergin oluyor ve her görevliyi fırçalıyorlar.

Kuralsızlıktan, düzensizlikten ya da disiplinsizlikten yakınırken, Almanya övgüsü de her cümlelerinin arasında yer alıyor.

Check in bankosundan kabin memuruna kadar uzanan süreçte her görevli fırçadan nasibini alıyor.

Kapıda bekliyorum ve tekerlekli sandalye talebiyle kendini taşıtan bir amca geldi yanıma ve birlikte beklemeye başladık. 

“Nereye gidiyon, nerede çalışıyon ve nerelisin?” soruları klasiklerimizdendir. Ve amca tabiki hemen sordu ve sohbete başladık. 

“Amca bir günlüğüne iş için gidiyorum ve döneceğim yarın!” dediğimde başladı Almanya dertleşmesine, kışı orada yazı burada nasıl geçirdiğini anlattı.

"Yavrum orada o kadar zor bir hayat yaşıyoruz, hiç gitmek istemiyorum ancak kışın sıcak oluyor, rahat ediyom o yüzden gidiyom yoksa yaşanacak memleket değil burda bin övro bozduruyom kral gibi yaşıyom ama orada öyle değil. Yeğene ayda üçyüz övro veriyom her şeyimi alıyo geliyo bazardan, orda kimim kimsem yok, gidiyom muayenelerimi oluyom, ilaçlarımı alıyom, belediye gidince kira paramı kesmiyo.” gibi birçok sosyal yardımın devamlılığı için orayla ilişiğinin kalması gerektiğini anlattı durdu.

Beş on dakikalık bir süreçte Türkiye’de yaşanan mükemmel hayattan bahsetti ve Almanya’ya sadece sosyal ve sağlık hakları, Türkiye’ye getirdiğinden ona çok iyi hayat yaşatan “ÖVRO” için katlandığını dertlendi.

E0E98F85-806C-4C9D-BCA1-3C85C59BE0C6

Uçağa bindik ve gittik…

Burada her aşamada hizmet veren görevlileri tersleyen, bağıran ve disiplinsizlikle suçlayan aynı amca ve teyzeler ile bekliyoruz, asistan desteği ile çıkacağız havalanından. Üç amca birden iyileşiverdi ve yüklendiler el bagajlarını çıkışa doğru yöneldiler.

"La dikkat etsene" nin yerini "entschuldigen" almıştı.

Diğerleri ise kızmadan sabırla geç gelen görevlileri bekleyip, “Danke schön” diye diye bagaj alanına geldiler ve hiçbir aksamaya gecikmeye kızmadılar ve çalışanlara teslim ettiler kendilerini.

Şu anda sayısını bilmediğim ama yüzlerle ifade edilecek Dünya şehrine seyahat ettim ve hakkını yemem asla hiçbir doğru hizmetin.

Esenboğa Havalimanı gerek erişilebilirlik gerekse asansör ve köprü biniş desteğine baktığımızda Avrupa havalanlarından çok ileri durumda, Düsseldorf Havalimanı ise özel hizmet aksamalarının en çok  yaşandığı, Güleryüz hizmetinden uzak ve sert mizaçla yönetilen bir havalanı.

Buna rağmen Esenboğa’da terör estirenler Düsseldorf’ta teşekküre boğdu çalışanları.

Ertesi gün dönüyorum yurduma,  bu sefer Ömer Amca geldi yanıma ve "geçmiş olsun oğlum" diyip oturdu.

Gurbetçi olmadığımı öğrenince başladı 1973’den günümüze hayat hikayesine. Gavurun ettiği kötülükleri sıraladı durdu, vatana dualar etti, vatandaşlarına ise yağdırdı bedduaları. 

“Yavrum ben buralara geldim, çok çalıştım, ömrüm gurbette geçti, emekli oldum ama bir ayağım hep burada, vatan gibisi var mı?, sağlığım, tedavilerim olmasa bir defa bile gelmem bu gavur ellerine emme işte gocadık o yüzden geliyom, doktoruma gidiyom, ilacımı alıyom, gışımı geçiriyom, yazın güzün de vatanıma geliyom hasret gideriyom, şükür emekli mayışımla da bek eyi yaşıyom gelince, orda nerdeee yaşayım buralar gibi ucuz deel Allah reisden razı olsun! ” diyince bende birkaç soru sordum Ömer Amca’ya;

“Amca, niye birilerine dua ederken niye birilerine beddua ediyon, kim bu vatanın kıymetini bilemeyenler?” 

“Alamanın, İngilizin yanında duran onların parasından medet uman gavurun uşakları memleketi zor duruma düşüren reisin düşmanları.” dedi.

“Ömer Amca, Alman ve İngiliz uşakları ne yapıyor?”

“Onlar için çalışıyor ve onların parasıyla yaşıyorlar, vatanı için çalışan reisimizin karşında duruyor birde d… lar.”diyerek bozdu ağzını.

“Reis'in doğruları ne Ömer Amca, hiç yanlışı yok mu?” 

“Allah ve Kuran bilen adamın yanlışı olmaz yavrum, ben senede 4-5 ay geliyom, her vakit ezan okundukça ona dua ediyom. Biz ezan sesine hasretik, bıraksan o gavurun uşakları ezanıda susturur.” Dedi.

“Ömer Amca, ezanı niye sustursunlar, ezan sesine hasret kalma, gitme Almanya’ya geri, kal 365 gün her gün 5 vakit dinle.Bak emekli maaşında var.”

“Yavrum işim ordaydı, aşımı orda kazandım, doktorum orda, ilacım değişiyor kontrollerde, destek alıyom, gitmezsem keserler. Yoksa gidermiyim hiç, vatan gibisi var mı! Aha cenazemiz var ondan gidiyom, geri dönüp kışı burda geçirecem ama yaza kadar vatan burnumda tütecek.” diye devam etti.

Ömer Amca içinde durum aynıydı, burada bizim yaşamımıza ve yöneticimize övgüler yağdırıyor ve Övro’nun alım gücünün keyfini çıkarıyor, kimsenin karın gurultusunu, kalp huzursuzluğunu duymuyordu. 

Gelip güneşin, sam yelinin keyfini çıkarıyor, kimsenin yediği ayazı umursamıyor ve kış oluncada kaçıyordu "acı vatana" rahat bir kış geçirmek, sağlık ve sosyal haklarından faydalanmak için.

Alamanın Adaletine sığınıyor, Sosyal devletin imkan kalkanıyla ayazı yemeden geçiriyordu kışı.

ED30EB99-B6E4-4CB5-B645-C8A95CAEF508

Ve ayrıldık acı vatandan, hayatımda karşılaştığım en neşeli ve mutlu şekilde işini yapan Güvenlik Görevlisi Hülya Hanım’ın güle gülesiyle.

Yorum katmadan sohbet anımı sizlerle paylaşmak istedim.